Günümüz dünyasında dürüst olmak budala olmaktır belki de….
Bu romanın sonuna geldiğimde aklıma Zeki Demirkubuz’un Masumiyet filmi geldi. Çok benzer bi hikaye farkettim.
Yeni bitirdim. Uykum kaçtı.
Fyodor Dostoyevski uykularımı kaçırıyor.
Uzun soluklu bir kitap.
Anlamlandıramadığım bi sürü şey var. Ama gerçek hayatta Prens Mışkin gibi bi karakter olamaz. Tamamıyla sembolik ve idealizmin ürünüdür.
Derinden bir offfff çektim şimdi. Sanki en sevdiğimi en vakitsiz anda kaybetmişim gibi.
Kitabın sonunda John Steinbeck romanlarına benzettiğim de oldu.
Üşüdüm ben. Kendimi Rogojin’in evinde, cesedin yanında nöbet tutuyorken hissediyorum.
İyisi mi ışığı kapayıp overthink yapayım.