Genç bir kadının can çekişirken -o son birkaç dakikada- hayatı bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçer. Gürcistan'daki annesi, ninesi, birlikte kaçarlarken sınırda yakalanan İranlı sevgilisi, kendisiyle adı aynı taşıyan köpek arkadaşı Tina ile vedalaşır son nefesini vermeden. Türkiye'de "yabancı" işçi olmak, İran'da rejim karşıtı olmak, Gürcistan'da Stalin'in hemşehrisi olarak komünizm ve sonrası yaşananların "mağduru" olmak...Sonra, bale eğitimi almasına karşın hayatını müzikle, dansla sürdürememek...Türkiye'de bir "yaşlı bakıcısı" olarak hor görülmek ya da hiç "görülmemek"! O bitmeyen "ev" hasreti. Son Bakış; iniltilerle, fısıltılarla, sızılarla yazılmış bir metin. Irmak Zileli, kendisi ve çevresinin hikayelerinden uzaklaştıkça güçlü metinlerle ortaya çıkıyor. Edebiyattaki yerini de sağlamlaştırıyor.