·128 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Ekim 2025 15:45 Yine bir ton altını çizdiğim yere sahip bir kitaba veda ediyorum. Biraz buruk gibi içim. Keşke daha uzun olsaydı..
Neden bilmiyorum ama karakterlerle kendimi özdeşleştirdiğim o kadar çok yer oldu ki. Kitap ilk bakışta bir aşk hikayesi gibi duruyor ama bence çok daha fazlası var. Yalnızlık, kendini bir yere ait hissedememe, evde oturuyorken bile evini arama, anlatmak anlaşılmak sevilmek ihtiyacı, aile yaraları... Erkek karakterimiz sırf biriyle konuşmak için evini satılığa çıkarıyor. Kadın karakterimizin ise abisinden ve varsa eğer kendinden başka kimsesi yok. Evet melankolik bir kitap ama yazar o kadar sade bir şekilde vuruyor ki sizi hiç beklemediğiniz bir anda yıkılıyorsunuz. Bilmiyorum, belki de bu kadar abartılacak bir yanı yok ama bana çok dokundu.. Kim bilir okuduğum zaman ve ruh haliyle alakalı belki ama iyi ki bu zaman okumuşum. Düşünün, bitmesin diye istemeyerek yarıda bıraktım bazen kitabı ama her şey gibi o da bitti...
Kitapla ilgili söylemek istediğim birkaç şey daha var. Kitap, iki farklı karakterin kendi günlüklerine yazdığı yazılardan oluşuyor. Ama soldaki sayfalar sadece adamın ve sağdaki sayfalar ise sadece kadının günlüğü olacak şekilde dizayn edilmiş. Örneğin sayfa sonunda kelime kesiliyor ama diğer karakterle devam ediyor. Başlarda biraz zorlanabilirsiniz ama bir süre sonra alışılıyor hatta farklı bir zevk bile veriyor. Tahmin edildiği üzere bir yerde günlükler birleşiyor ama aynı anda iki karakterin de düşüncelerini okumak... kısacası farklı bir deneyim.
Kitabı bu kadar çok sevmemin bir nedeni de günlük şeklinde olması. Birinci kişiyle yazılan kitaplara (mektup, günlük vs.) zaafım var çünkü... Kendimi bulmam, hissetmem ve karakterle özdeşleşmem daha kolay oluyor ve daha samimi hissettiriyor.
Kitapta dediğim gibi birçok yerin altını çizdim ve sizi bu incelemeyi yazdıktan sonra alıntı yağmuruna tutacağım. Hasılıkelam okuyun. Kitaplığınızda da mutlaka Ayfer Tunç kitabı bulunsun. Kasvetli bir yazardır kendisi ama yüreğinizin en derinine iner de sizin haberiniz bile olmaz. Bu vesileyle Dünya Ağrısı kitabını da önermiş olayım. Ama eğer içime taş gibi otursun, ağrı hissettirsin istemiyorsanız pek tavsiye etmem.
Vedalardan bir buketle uğurluyorum kitabı. Kendine, umuduna, hüznüne, ailesine, gözyaşlarına, sevdiklerine ve hayatına hayatının bir döneminde veda eden herkese benden vedalardan bir buket...
Bu da böyleydi. Yorumdaki şarkıyı dinleyince kitabı ve anlattımlarımı daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum. Eğer benim sayemde okuyacak olursanız okuduktan sonra yorumlarınızı merakla bekliyorum. Umarım beğenirsiniz.
Hoşça kalın, kitapla kalın, yalnız kalmayın...