Lütfen mektup yazma geleneğinin geri gelmesini istiyorum. Çünkü bu kitapta yazılan her mektup o kadar samimi ve içten dolu cümleler okudum ki, bana mektup yazılıp mektup yazmak istedim!
Eserde sevgililik, nişanlılık ve evlilik dönemlerinde eşi Aliye Hanım’a yazdığı mektupları görmekteyiz, keza kızına da yazdığı mektuplarda mevcut. Eşine yazdığı mektuplar Osmanlıca iken kızına yeni Türk alfabesi ile yazdığını görüyoruz. Bu da onun hem kültürlü bir birey olduğunu hem de ince düşünceli bir adam olduğu çıkarım yapmama sebep oldu.
Mektupların içeriğinde Sabahattin Ali’nin hayatından izler görmek çok güzeldi. Bu kadar nahif, bu kibar bir düşenceli yazarın halen nasıl katledilğini aklım almıyor. Zor bir hayat, geçim sıkıntısı, kapatılan dergileri onu buhrana götürse de, ben onun daha ömrü olsaydı eğer edebiyatımıza nice eserler vereceğine emindim. Maalesef ülkemizde meyve veren ağaç her zaman taşlanırdı.
Sabahattin Ali’yi her okuduğumda kendimi mutlu hissediyorum çünkü bana bunu yazdırdıklarıyla gösteriyor keza bu eseride ailesine ne kadar düşkün, iyi bir baba olduğunu sezinledim.
Ben de güzel duygular bırakan bu esere inceleme yapmadan geçemezdim.
Keyifli okumalar :)
Ne kadar güzel bir inceleme olmuş satırlarında hem duyguyu hem de edebiyat sevgisini hissettim. Mektupların içtenliğini ve o dönemin zarafetini bu kadar güzel anlatabilmek ne hoş. Böyle bir eseri bizlere kazandırdığı için Sabahattin Ali ’ye ve bu kadar içten samimi bir incelemeyle o ruhu yeniden hissettirdiğin için sana teşekkür ederim ✨🌿
CaN Rica ederim :) naçizane fikirlerimi beyan ettim sadece.. Sabahattin Ali’yi çok severim ve yaşadıkları için hep üzülürüm ne yazık ki..
hayatından farklı bilgileri bilirim, mesala; peltek olduğunu ve ‘s’ harfini ‘z’ olarak telaffuz ettiğini, yazdıklarında genellikle ‘yeşil mürekkep’ ile yazdığını vs biliyorum 😊