Gönderi

İÇİMİZDE ŞEYTAN YOK, ACİZLİK VAR!!!
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2025 84. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2025 09:28
Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım! Sabahattin Ali ’nin efsane romanı İçimizdeki Şeytan incelemesi ile geldim. Bu harikulade eseri tam layıkıyla değerlendirebilecek akademik kapasiteye sahip olmamakla beraber kendi yorumlarımı sizlerle paylaşmak istiyorum… Bu, kitabı ikinci okuyuşum… Yıllar önce henüz acemi bir okur iken bile bu kitap beni ziyadesiyle sarsmış ve içimde adını koyamadığım duygu fırtınaları koparmıştı… Şimdi tekrar okuduğumda birçok şeye bambaşka gözlerle baktığımı, karakterlerin psikolojik derinliklerini, neyi neden yaptıklarını daha net anlayabildiğimi fark ettim. Yıllar içinde kendi ruhumdaki ve zihnimdeki değişim ve gelişimleri görebilmem açısından da bazı kitapları tekrar okumanın çok faydalı olduğunu keşfettim kendi adıma.. Sizlere de tavsiye ederim bazı kitapları tekrar okumayı. Zira ben daha önce okuduğum bazı kült eserleri ara ara tekrar okumaya karar vermiş bulunuyorum. Hem çok keyifli hem de çok faydalı olacağına inanıyorum… Sabahattin Ali’den biraz bahsederek başlamak istiyorum incelememe… Kendisi en sevdiğim Türk yazarlardandır. Hayatıyla, ölümü ile, yarattığı ölümsüz karakterlerle, fikirleriyle efsane bir isimdir bana göre. Romanları, öyküleri, karakterlerinin psikolojik derinlikleri ve analizleriyle mükemmel bir kalem. Toplumsal düzenden bürokrasideki saçmalıklara, sınıfsal eşitsizlikten köylünün ezilmesine kadar birçok konuyu eleştirir eserlerinde. Yani hem toplumsal konuları hem bireyin iç dünyasını çok etkileyici bir şekilde işler; ki onu efsane yapan en önemli özelliklerinden biri de budur. Daha önce birkaç incelememde değindiğim ve de çok üzüldüğüm bir konuya tekrar değinmeden edemeyeceğim: Yazarların ideolojileri, siyasi görüşleri vs. gibi konular onların eserlerinin, edebiyatlarının önüne geçmemeli çünkü; “EDEBİYAT VE SANAT SİYASET ÜSTÜDÜR!” Sabahattin Ali desteklediği ideolojiden, yazdığı iddia edilen bir şiirden dolayı hapis yatmış, yoksulluk çekmiş, uzun süre kitapları basılmamış, edebiyatımızda yok sayılmış, kısacası yaşadığı dönemde edebi yönden de kıymeti bilinmemiş. Keşke böyle olmasaydı da bazı insanların değerini henüz yaşıyorken verebilseydik… Şimdi yavaştan kitabımızın içine gireceğim fakat diğer incelemelerimden bir tık farklı olarak olay örgüsü değil de Ömer ve Macide karakterlerinin iç dünyasına ağırlık vereceğim… Ömer, varoluş sancılar çeken ana karakterimizdir. Okulu uzatmış, çok düşük bir ücretle çalıştığı kurumdaki işine doğru dürüst gitmeyen, maddi sıkıntılar çekip sürekli çevresindekilerden borç alan birisi… Arkadaş çevresinde çok zeki, aykırı fikirleri olan, kafasına bir şey takmayan, rahat bir insan olarak bilinse de aslında iç dünyası bambaşka; sürekli savaş alanı, sürekli bir enkaz… Hiç susmayan bir iç sesi var; hayatın sorumluluklarını ona hatırlatan, doğruyu yanlışı gösterip yapması gerekenleri gözlerinin önüne seren bir ses; vicdanı… Ve bir de bambaşka bir ses var içinde; diğerinden daha baskın, daha kararlı, daha diktatör: İçindeki Şeytan! Kitap boyunca yazar iç monologlar ile karakterin zihnini mükemmel bir şekilde analiz ediyor. Bir yandan vicdanı diğer yandan şeytanı çatışıp durur zihninde. Ve Ömer sorumluluklarını yerine getirmektense yapmadığı her şeyin, tembelliğinin, acizliğinin, eyleme dönüştüremediği düşüncelerinin suçunu içindeki şeytana atar. Size de Ömer biraz tanıdık gelmedi mi? Bizlerin de içinde benzer şeytanlar yok mu? Bizler de birçok zaman kendimizle yüzleşmektense suçu hayata, kadere, ülkedeki adaletsizliğe, ailemize, geçmiş travmalarımıza atmıyor muyuz? Evet bütün bunlar birer sebep olabilir ama geleceğimizi inşa etmek, yarınımızı değiştirmek biraz da bizim elimizde değil mi? Geçenlerde kime ait olduğunu bilmediğim, zihnimde şimşek çaktıran bir alıntıya denk geldim; diyordu ki; “Geçmişin kurbanı olabilirsin fakat geleceğin mahkumu olmak zorunda değilsin!” Eğer hayatımızın sorumluluğunu elimize almayıp hep suçu geçmişe, feleğe ve çevresel faktörlere yüklersek geleceğimizi de mahkum etmiş olmaz mıyız? “EYLEM!..” Sanırım anahtar kelimemiz bu. Ömer kitap boyunca her şeyin farkında olmasına rağmen, geleceğini mahkumluktan azad edecek formülleri bilmesine rağmen sırf eyleme geçmediği için hayatını mahvetti. “Kullanmadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?” diyor yazar sayfa 41’de… İstediğimiz kadar göğsümüz hislerle, kafamız mükemmel düşüncelerle dolu olsun, onları eyleme dönüştürmedikten sonra hiçbirinin zerre kıymeti yok mesajını aldım ben. Zaten Ömer de kitabın sonunda içinde şeytan olmadığını, içindeki şeyin acizlik, tembellik, iradesizlik olduğunu itiraf ediyor. Hayatın sorumluluğunu almaktansa suçu içimizdeki bu şeytanlara atmanın daha konforlu olduğunu söylüyor ve bundan sonrası için hayatının sorumluluğunu almaya çalışacağını söylüyor ki bana pek inandırıcı gelmedi açıkçası. :)) Gelelim diğer ana karakterimiz Macide’ye… Macide de varoluşsal sancılar çeken birisi fakat Ömer’e göre daha olgun, hayata karşı daha dik duruyor. Kendini hiçbir zaman bir yere ait hissetmiyor, çevresine karşı hep bir duvarı var ve yaşıtlarının, ailesinin yaptıklarını çok sığ buluyor. Aslında Macide’ninki bir anlam arayışı… Hayatın anlamını arıyor ve maalesef ki yanlış bir insanda bulduğunu sanıyor o anlamı… Ömer’i tercih etmesinin altında belki de onun yaralarını sarmak, onu iyileştirebileceğine, değiştirebileceğine inanmak ihtiyacı var… Böylece kendi sarılmamış yaralarını unutabilecekti bir başkasınınkileri sararak… Bu yüzden buna tutundu ve bunu hayatının anlamı yaptı. Ahh be Macide; oysaki bir insan kendi iyileşmek istemedikten sonra hiçkimsenin gücü yetmez onu iyileştirmeye, aşkın bile!.. Hayal kırıklığı, kalp kırıklığı büyük oldu… Fakat dediğim gibi Macide Ömer’e göre daha iredeli bir karakterdi ve kitabın sonunda gerekeni yaptı. Hele sondaki o arkasını dönüp de yokuşun başında Ömer’i gördüğü sahne içime işledi… Aşk gibi muazzam etkili bir duygunun karşısında; güçlü, iradeli, gururlu durabilmek herkesin harcı değildir. O yüzden Macide’nin yaptığı çok kıymetliydi. Sabahattin Ali’nün birçok eserini okumuş birisi olarak söyleyebilirim ki Macide ve Ömer’in iç monologları yazarın Nirvanasıydı bana göre! Yazarın Ömer karakterinin çevresi üzerinden dönemin aydın kesmini sert şekilde eleştirmesi de kitaba güzellik katan bir başka faktör. Tabii biliyorsunuzdur kitaptaki bu aydın kesimindeki her bir karakter Sabahattin Ali’nin o dönemde atıştığı, kalem kavgalarına tutuştuğu hatta mahkemelik olduğu Nihat Atsız, Peyami Safa gibi diğer dönem yazarlarını temsil ediyor. Bu da çok ilginç bir ayrıntı olarak burda dursun, merak edenler detaylarını araştırabilir. :)) Bence her insanın 5 yılda bir tekrar okuması gereken muhteşem bir başyapıt! Hala okumadıysanız lütfen en yakın zamanda okuyun. Hayatımızın sorumluluğunu alıp eyleme geçtiğimiz, içimizdeki ve çevremizdeki şeytanlara karşı koyabildiğimiz, bol kitaplı günlerimiz olsun… Keyifli okumalar herkese…
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,8bin okunma
·
1 +1'leme
·
3.999 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Emeğinize sağlık hanımefendicim. Kitabı okumuş kadar oldum. Nasıl akıcı yazmışsınız yine.. 🥳✨🌸 Kitabın en ünlü alıntısı aynı zamanda önermesini oluşturuyor.. İçimizde acizlik, tembellik, eylemsizlik.. Ve bunların neticesi gayret göstermemize rağmen başarısız olmaktan daha ağır bedeller ödetiyor aslında 😮‍💨 🧐 "Geçmişin kurbanı olabilirsin ama geleceğin mahkumu olmak zorunda değilsin" sözü de çok iyi özetlemiş..✨👌🏻 Kaleminize sağlık, her zamanki gibi dinamik haliyle doyurucu yazılar sunuyor o kalem.. 🖊😇🍀✨ Nicelerine.. 📚🪄 Emine İnen
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Hatice Hanımcımm çok teşekkür ederim güzel yorumunuz ve düşünceleriniz için, çok incesiniz… 🙏🌸🩷 Dediğiniz gibi eylemsizlik sadece başarısızlık değil, çok daha ağır bedeller ödetiyor bizlere ve hayatımızın sorumluluğunu almadıkça da ödetmeye devam ediyor. Kitap bu konuda çok başarılıydı. En kısa zamanda okumalısınıızz 🫠🤭🥰 Tekrardan teşekkür ederim nahif, içten yorumunuz için🌼🧡 Bol kitaplı günleriniz olsun.. ❤️
O zaman benim de tekrar okuma zamanım gelmiş demek ki.. Ayrıca incelemeniz çok harika olmuş, keşke bütün incelemeler böyle güzel ve detaylı olsaydı, bu konuda çok başarılı gördüm sizi, tebrik ve teşekkür ederim..
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim Kadir Bey, çok incesiniz. Kesinlikle tekrar okuyun derim, ikinci okumanın yarattığı farkı anlayacaksınızdır 🙏😇
Tebrikler 🎉🎊
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederimm 🌸