Gönderi

Protagoras - Platon
8/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2025 152. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2025 18:18
Platon (Eflatun)
Platon (Eflatun)
'un erken dönem diyaloglarındandır. Platon'un ağzından
Sokrates
Sokrates
, dönemin en ünlü sofisti Protagoras ve tıbbın babası
Hippokrates
Hippokrates
arasında Erdem konusu tartışılıyor. Erdemin öğretilebilir bir şey mi yoksa Tanısal kaynaklı mı olduğunu uzunca süre tartıştıktan sonra, Erdemin öğretilebilir bir şey olduğuna ve dolayısıyla beşeri olduğuna karar verirler. Protagoras, Sokrates ve Hippokrates arasında geçen diyaloglar sanki bir satranç maçı gibiydi. Tartışma daha çok Protagoras ve Sokrates arasındaydı. Sokrates'in soru cevap yoluyla Protagoras'ı adeta bir boksör gibi sürekli köşeye sıkıştırması heyecan vericiydi :) Bizler 86 milyonluk %99'u Müslüman olan bir ülkede yaşıyoruz. Dünyada 60 tane Müslüman devlet var. Tarafsız bir gözle baktığımızda dünyada Ahlak ve daha bir çok konuda en geri kalmış ülkeler maalesef ki İslam ülkeleridir. "Din olmadan Ahlak olmaz" ve "Kusursuz olan İslam'dır, Müslümanlar değil!" diyen ciddi bir kitlemiz var. Eğer bu argüman doğru ise 1400 yıl boyunca neden hiç bir İslam ülkesi ne ahlak konusunda ne de başka bir insani değer konusunda ilerleyemedi. İnancı veya hayat görüşü ne olursa olsun bence 86 milyon olarak şapkamızı alıp önümüze koymazsak maalesef ki daha bir çok asır karanlıkta kalacağız. Kitabın en önemli pasajının içinde yer aldığı alıntıyı da ekleyeyim dileyenler okuyabilirler. #285662814 Eseri felsefeye ilgi duyan herkese tavsiye ediyorum. Kitaba 8.5/10 puan veriyorum.
ProtagorasPlaton (Eflatun) · Say Yayınları · 2014872 okunma
·
378 Gösterim
1 Yorum
Platon'un, Erdem üzerine yaptığı açıklamayı çok değerli bulduğum için tekrar paylaşıyorum: "Erdemi belirleyen doğruluk, ölçülülük, ahlaklılık gibi şeylerse; bu, tüm insanların uygun davranışta bulunmak zorunda oldukları bir şeyse, uygun şekilde davranmadıklarında istediklerini yapamıyorlarsa, uygun şekilde davranmayanlar çocuk, kadın ya da erkek olsun, doğruyu öğrenene kadar cezalandırılıyorlarsa, cezalandırılmalarına karşın akıllanmıyorlarsa, sürgün ediliyor ya da öldürülüyorlarsa ve durum böyle olmasına ve erdemli insanlar gerekli diğer şeyleri çocuklarına öğretmelerine karşın bunu öğretmiyorlarsa, burada garipsenecek bir durum vardır. Çünkü erdemin okul ya da dersler aracılığıyla öğretilebileceğine inandıklarını biraz önce açıklamıştık. Çocuklarına, bilinmemesi halinde onlara ölüm cezası getirmeyecek şeyleri öğretiyorlar da bilinmemesinin ölüm cezası getirebileceği, bunlar bilinmediğinde sürgün, mallarının elinden alınması yani insana büyük zararlar verecek şeyleri öğretmemeleri ilginç değil mi? Sokrates! Bu gerçekten saçma sapan bir durum. Bu eğitim, çocukluktan başlayıp anne ve baba ölene kadar devam eder. Çocuklar laftan anlayacak duruma geldikleri zamandan itibaren anne, baba, öğretmen ya da dadı tarafından yetiştirilirler. Tüm hareketler ya da sözler bir eğitim konusudur. Şu doğru, şu yanlış, şu ayıp, şu güzel, şu çirkin, şu günah, şunu yap vb. gibi birçok şey söylenir. Çocuklar bazen bu sözleri dinlerler, bazense inatçı oldukları için bir ağacın önce eğilip sonra düzeltilmesi gibi korkutularak ya da dövülerek buna razı edilirler. Çocukları okula gönderdiğimizde, öğretmenlerinden yazı yazmayı ya da müzik yapmayı öğretmelerinden önce, onlara iyi insan olmalarını öğretmelerini isteriz. Öğretmenlerin de dikkat ettikleri şey budur. Herhangi bir öğrenci okumayı ve ardından da yazmayı öğrendiğinde, öğretmenler kendilerine sınıfta büyük şairlerden şiirler verirler ve onlardan bunları ezberlemelerini isterler. Bu şiirlerde eskiden yaşamış çok önemli insanların kahramanlıklarını öven parçalar vardır, bu tür şiirlerin ezberletilmesinin amacı çocukların o kahramanlar gibi davranmak istemelerinin amaçlanmasıdır. Müzik öğretmenlerinin amacı da benzer şekildedir, çocukların ölçülü olması, kötü bir şey yapmamaları amacını güderler. Müzik yapmayı öğrendiklerinde, eskiden yaşamış büyük şairlerin eserlerini çalarlar. Bu şekilde, daha iyi huylu olmaları amacıyla çocukların ruhları ritimle ve ezgilerle doldurulur. Eğer çocuklar daha uyumlu ve ritimli davranmayı öğrenirlerse, bu kez de daha iyi eylemlerde bulunmaya ve konuşmaya başlarlar, çünkü insanların her zaman uyuma ve ritme ihtiyaçları vardır. Çocuklar daha sonra beden eğitimi öğretmenine giderler. Ona gitme nedenleri ise, erdemli bir ruh ve sağlıklı bir beden elde etmeleridir, böylece çocukların daha zayıf bir bünyeye sahip olup savaştan korkmamaları amaçlanır. Çocukların eğitimi için yapılması gerekenler bunlardır. Öte yandan böyle bir eğitimin verilebilmesi için de çocuğun erken yaşta okula başlaması gerekir, bunu da ancak zenginler yapabilir. Çocuklar öğretmenlerin yanından ayrıldıklarında kafalarına göre iş de yapamazlar. Ardından onlardan beklenen yasalara uygun birer örnek insan gibi davranmalarıdır. Öğretmenler yazı yazmasını bilmeyen çocuklar için bir çizgi çizerler, ardından da çocukların önüne bir levha koyup bu çizginin aynısını çizmelerini isterler. İşte şehirler de yasa koyucuların hazırladıkları yasalara uygun bir şekilde yönetmek ve yönetilmek isterler, bunu yapmayanlara ise ceza verirler. Gerek burada gerek de başka yerlerde bu cezanın amacı ıslah etmektir. Şimdi hem devletin hem de insanların erdemi öğretmek için epeyce çaba harcadıklarını görüyorsun. Halen bunun olmadığından emin misin? Erdemin öğretilmemesini değil, erdemin öğretilemeyecek bir şey olduğunu düşünenleri garipsemek gerekir."
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.