Puan vermedi·208 syf.····Okunma: 15 Ekim 2025 09:21 Salim Nizam’ın paylaşımlarıyla Ayşe Övür’ü tanıdım, eserleri hakkında kısmen bilgi sahibi oldum. Botter Apartmanı kitabını okumak istedim ilkin, çünkü Altar Kaplan’ın Papadopulos Apartmanı isimli kitabı hoşuma gitmişti, benzerlikleri var mı merak etmiştim. Böylelikle başladım kitabı okumaya.
Aile mirası Botter Apartmanının 2 dairesine yerleşen ve bir katını psikiyatri kliniğe çevirerek hastalarını tedavi eden Kaan ile onun ensest ilişki kurbanı olan hastası Zehra ile olan konuşmaları, hem Zehra’nın hem de Kaan’ın içe dönerek travmalarının tekrarı kitabın en vurucu kısımlarıydı bence. Kapıcı Hamza, Kaan’ın italyan sevgilisi, Botter apartmanının banisi Terzi Botter ve mimarı Raimondo’nun hikayeleri de dikkat çekiciydi.
Kaan İngiltere’de psikiyatri okurken manevi boşluğa düşer ve ülkeye geldiğinde ölümü düşünmektedir, mevlevi olan arkadaşı ile konuşmaları bu ruhsal bunalımı üzerinden atmasını sağlar. Bana bu kısım Nurettin Topçu’nun Fransa’dan ülkemize gelişi ve Abdülaziz Bekkine ile tanışması ve hayatının değişmesini hatırlattı.
1894 İstanbul depremi, 6-7 Eylül olayları, Botter ailesi hakkında bilgiler kısa ama doyurucuydu, binanın fiziksel özellikleri de aynı şekilde güzel anlatılmıştı.
Ebru Ojen’in Lojman kitabında yaşanılan mekan ve insana etkisi anlatılıyordu. Botter Apartmanı’nda da mekan ve mekanın insana etkisi hissediliyor.
Kitap 208 sayfa ve üçleme, dolayısıyla bazı kısımlar kopuk, üçlemenin diğer kitaplarında merakımın giderileceğini düşünüyorum.
Meraklısına öneririm.