8/10
·738 syf.··
2025 6. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2025 00:00
Beyazlı Kadın, İngiliz gotik edebiyatından psikolojik gerilim türünde bir roman ve kalın bir kitap olmasına rağmen çoğunlukla hızlı akan bir hikayeye sahip. Merak duygusunu genel olarak üst seviyede tutsa da son bölümlerde hikayenin gereğinden fazla uzatıldığını düşündüm. Hikaye, Walter Hartright isimli genç bir ressamın, bir ailenin iki kızına resim öğretmek ve evin efendisinin resim koleksiyonunu düzenlemek için bir malikanede iş bulması ile başlıyor. Walter yeni işine gitmeden önce, henüz Londra'dayken, tenha bir yolda beyazlar içinde genç bir kadınla karşılaşıyor. Kadının hareketleri biraz tuhaf ve sanki birilerinden kaçıyormuş gibi bir hali var. Walter kadının istediği yere güvenle gitmesi için ona yardımcı oluyor ve hikayemiz de başlıyor. Kitaptaki ana karakterlerimiz; Walter Hartright, Marian Halcombe, Laura Fairlie, Anne Catcherick, Mr. Fairlie, Sir Percival Glyde, Kont Fosco, Bayan Fosco, Mr. Gilmore diyebiliriz. Tabi farklı karakterler de var ve hatta yenileri de ekleniyor. Benim kitapta en çok beğendiğim karakter Marian Halcombe oldu. Marian kardeşi Laura'yı korumak için elinden geleni yapıyor. Kadın olduğu için küçümsenip de zayıf da görülse vazgeçmiyor ve hatta keşke erkek olsaydım diyor. Çünkü ne yazık ki o zamanlar kadınların hakları az olduğu için ellerinden gelen de kısıtlı. Kitabın birçok yerinde bu durumla ilgili anektodlar görmek mümkün. Mesela sayfa 214. sayfada dönemin evliliklerinde kadının içinde bulunduğu durumu Marian şöyle açıklıyor: "Onun yakınmaları kimin umrunda? Onun içi rahat etsin diye senin kalbin mi kırılacak? Dünyada hiçbir erkek biz kadınların bu fedakarlıklarını hak etmiyor. Erkekler! Onlar bizim masumiyetimizin ve huzurumuzun düşmanları; bizi ana babamızın sevgisinden, kız kardeşlerimizin dostluğundan yoksun bırakırlar, bedenimizden de ruhumuzdan da bir tek kendileri yararlanırlar, çaresiz hayatlarımızı kendilerininkine bir köpeğe tasma takar gibi zincirlerler. Peki ya aralarında en iyisi bile bize bunların karşılığında ne verir? Bırak gideyim Laura, düşündükçe öfkeden deliye dönüyorum! " Sayfa 235'te ise yine Marian'dan şunu duyuyoruz: " Keşke bir erkeğin haklarına sahip olsaydım, hemen Sir Percival'ın en iyi atını çıkarmalarını emreder, güneşin doğuşunu yakalamak üzere dörtnala doğuya giderdim (...). Ancak sabır, görgü kuralları ve iç eteğe ömür boyu mahkum bir kadın olduğum için kahya kadının fikrine saygı gösterip ufak tefek kadınlarca işlerle oyalanmaya çalışmak zorundayım. " Ve sayfa 375'ten: "Ne de olsa ancak bir kadın kadar cesurdum (...)" Laura ise tersine hikayedeki en pasif karakter. Tüm olaylar kendisi üzerinden dönerken o hiçbir şey yapmadan kurtarılmayı bekliyor. Kitabın ortalarında bir hareketlenecek gibi olsa da çok kısa sürüyor ve bu kez de farklı sebeplerle pasif hale düşüyor. Resmen kitap boyunca Marian ve Walter'a yük oldu. Zaman zaman acısam da Laura'ya genelde öfkelendim. Kendi hayatı için elini taşın altına koymadığı gibi babasına verdiği söz nedeniyle göz göre göre yaptığı yanlış evlilik de cabası; kendi kararını vermekten dahi aciz bir karakter. Çok kırılgan, pasif, belki de tam olarak o dönemin güzellik anlayışını yansıtan bir kadın. Marian ile tamamen zıt karakterler. Erkek olsaydım Laura'ya değil Marian'a ilgi duyacağımı düşünüyorum. Kont Fosco kitabın ilgi çekici ve olayları hareketlendiren karakteri. Kendisi hem çok zeki hem manipülatif hem de entrikacı. Bazı durumlarda gerçekten aklını kullanarak öne geçse de bazen de şansı yaver gidiyor; hatta sosyal statüsü ve unvanının da kendisine oldukça yardımcı olduğunu söyleyebiliriz. Her şekilde hep bir adım önde gidiyor ve bundan dolayı okuyucu olarak çoğunlukla diken üzerindeydim. Hatta kitabın ortalama 430-470. sayfalarında okurken çok ciddi bir gerginlik hissettim. Ara ara kitabın kapağını kapatıp biraz soluklandım. Bu da yazarın anlatım ve kurgu gücünün başarısı diyebiliriz. Sir Percival Glyde ise tam bir ahmak. Kont Fosco olmasa bir hiç bile diyebiliriz. Bir de Mr. Fairlie var; ya da yok mu demeliyiz. Varlığıyla yokluğu birbirinden farksız bir karakter; kızlara bir desteği ya da yardımı yok, bencil, duyarsız ve merhametsiz biri. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın modunda, gerçek olmayan hastalığıyla bir başına yaşamayı tercih etti. Ayrıca oldukça karikatürize bir karakter. Başlarda biraz sıkıcı gelse de kitabın ortalarında olay anlatımı kendisine geldiğinde bana bir nefes aldırdığını ve güldürdüğünü söyleyebilirim. Kısaca Beyazlı Kadın, beni zaman zaman gerip strese soksa da yazarın kurgu ve karakter derinliğiyle beğendiğim bir okuma süreci sundu. Gotik edebiyat sevenlere önerir ve iyi okumalar dilerim.
Edebiyat & Roman
Beyazlı KadınWilkie Collins · Can Yayınları · 20181,189 okunma
·
436 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.