Beyaz Kale
7/10
·156 syf.··
2025 1. kitabı
Onur Ünlü’ye bir röportajında Orhan Pamuk kitapları ile ilgili soru soruyorlar, o da cevap olarak Orhan Pamuk özelinde, genel edebiyat için şöyle diyor, “bazı yazarların sevsek de sevmesek de ideolojisi ya da işte yazın tarzı hoşumuza gitse de gitmese de okumak gerekiyor.” Beyaz Kale, baş döndürücü, kafa karıştırıcı, beyin yakıcı bir Orhan pamuk eseri. Yani özetle bu kadar. Detaya girince aklımdakileri bile dökemeyecek garip bir bilmece gibi kekeleyebilirim. Yine de denemekten de geri kalmayacağım tabii. Kitap öncelikle postmodern tekniklerle süslenmiş roman olmaktan çok bir anlatı hissiyatı veriyor. Öncelikle postmodern ne demek ondan bahsedeyim. Modern ve klasik anlatı türlerine tepki olarak ortaya çıkan, bu anlatı kalıplarını sorgulayan, olay örgüsü odaklı değilde olayların ön plana çıkması odaklı anlatılar. Bir eserin yine postmodern kurmaca olduğunu anlamak için de bazı detaylar var. Orhan pamuk da bu detayları bir hayli kullanmış. Öncelikle kitap bir üstkurmaca ile başlıyor. Çok başarılı çok gerçekçi. Hatta o kadar başarılı ki kitap geride bir sürü soru işareti bırakıyor. Kendi bağlamı içinde yer yer kopuk yer yer düşsel ve yer yer ağır felsefik kimlik ve arayış sorunlarıyla baş başa bırakınca, yazar neden böyle yazmış diyorsunuz. Ama çalınan minareye uydurulan kılıf gibi yazar burada muziplik yapıp onu ben yazmadım Faruk buldu ve paylaştı denilebilir. Ve bu gayet doğal hikayenin akışına hizmet eder. Kitap için konuşulacak çok şey var. Kullanılan tekniklerden devam edersek üstkurmacaya ek olarak belirgin gözlenen metinlerarasılık, okur merkezcilik, okurla konuşma, metafor ve simgelerle hikayeyi destekleme, yer yer veba üzerinden imgesel anlatıma başvurması ve yazarın son sözünde bahsettiği üzere kullandığı pastişler hikayeyi kurgusundan öte çok farklı yere taşımış. Osmanlı’ya köle olarak getirilen bir venediklinin hayatta kalmak uğruna söylediği çeşitli yalanlar neticesinde paşa tarafından hoca olarak adı geçen kendisine çok benzer, bilimle kafayı bozmuş bir adama verilmesi ve sonrasında bu aşırı benzerliğin ve efendi köle ilişkilerinin aralarındaki tutarsızlıklar silsilesinin devam ettirmesi ile yer değiştirdikleri bir anlatı, beyaz kale. En basit hali ile bu. Biraz daha derine inmeyi dilersek, Türk aydınlarının en sevdiği ve yazmaktan da anlatmaktan da bıkmadıkları temel bir çatışma etrafında seyrediyor roman. DOĞU VE BATI sorunu. Biraz daha derine indiğimizde yazar karakterleri üzerinden avucunda bir metal bir parayı saklayıp hızlı hareketlerle ellerinin karıştırıp “hangisinde?” Diye sorar ya hani işte kitabın çoğu kısmında “niye benim ben?” Sorgulaması yaptırarak bir masa başında bütün hayatımızı tüm çıplaklığıyla masaya yatırıyor. Kimlikler karışıyor, sıfatlar siliksizleşiyor, karakterler bir göz yanılması gibi ikiden teke düşüyor, tekrar çoğalıyor, tekrar birleşiyor ve tekrar tam ortadan ikiye bölünüyorlar derken bu karmaşa aynen sürüyor. Orhan pamuk bunu bilerek yapıyor, yani okuyan biri olursa “bi ben mi anlamadım ya” demesin. Biraz daha derine inelim. kitap katman katman açılıyor. Doğu batı durumunu karakterlere yedirirken yazar burada kendi fikirlerini belirtiyor ve üzerindeki gizli perdeyi düşürüyor gibi. Açık bir şekilde batıyı güzelleyen, kendi yaşadığı halkı “aptallar topluluğu” olarak yine görece sevimsiz bulunan Müslüman karaktere söyletip bunu kitabın en başından en sonuna kadar küçülterek sürdüren, müstesna olan tarihi gerçekleri yeni bir bilgi edinmiş de tek ona vakıf olmuş gibi yıkımı ön gören “ileri görüşlü ” karakter yarattığını düşünen yazarın yer yer toplamaya çalışsa da her cümlesinde batı aydınlarına ve sanatına övgüsü net bir şekilde okunuyor. Yine birçok dini ve örfi durumları “gavur” birinin gözünden oldukça dibe çekip anlatıyor. Sonradan akıllı olduğunu ifade edeceği çocuk padişaha yıllarca aptal muamelesi yapan, bir tekkeye sığınıp sonra oradan kavga küfürle ayrılan efendisine içinden aferin veren, anlamını bilmediği dualar mırıldanan diye ifade ettiği halk hakkında bunun gibi onlarca şey demekle kalmıyor adeta bir kabusun resmini çiziyor gibi. Orhan Pamuk’un nüfuzu düşünüldüğünde yurt dışında bu denli popüler olan bir yazarın eserinde neden bilerek böyle bir anlatı seçer! İki diğer kitabını daha okudum. Yine aynı sorun. Türlere aşinalık kazandığımdan mi artık bilmiyorum. Okudukça kitap belli bir şablon üzerine yazılmış hissiyatı verdi. Evet zekice bir kurgu ama samimiyeti yok. Yine de okumaya değer
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202311,2bin okunma
·
166 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.