!!Öncelikle uyarı finale dair ayrıntılar olabilir!!
Bu kitabı yine bir Çin’li yazar olan Yu Hua’nın yaşamak isimli romanından sonra okuduğum için mi bilmiyorum iki kitap zihnimde birleştiler ve beni hayali bir uçurumun kenarına getirdiler. Bu iki kitap (yaşamak ve günler aylar ve yıllar) başlık bakımından çok uygun ve yerinde. Kitapla beraber zedeleniyorsunuz. Kelimeler o kadar yerli yerindeki, aç kalıp güneşin atalarına sövüyorsunuz. Birden genç vücudum ihtiyarladı hatta sonsuz itaatkar köpekle beraber körleşti gözüm. Kör ve ihtiyar bir okuyucu oldum.
Bu kısımda övgüye değer olan şeylerden en önemlisi yazarın bir köpeğe ve mısır fidesine bir karakter biçmesi. Hatta kavurucu sıcağa ya da sıçanlara bile. Herkes görevini layıkıyla yaptı dedirtti. Güneş kendinden beklenilen kavuruculuğu, sıçanlar güzel olan şeyleri mahvediciliği, mısır fidesinin hep öyle kalsın artık dedirten canlı yeşil yapraklarıyla umudu, yaşamayı, bir nesil aktarımını, köpek bir evladın gösteremeyeceği sadakatiyle, ihtiyarın hem köpeği hem fideyi hem de kendi canını yaşatabilme motivasyonuyla mükemmel örülmüş sıcacık bir hırka kadar ısıttı içimi.
Yaşamak kitabının yaşamayı hissettirdiği gibi tıpkı bu kitapta kendileriyle günler aylar yıllar yaşattılar sanki oysa işin komik tarafı bir günde okudum. Bir günde aylar geçirdim dağda, köyde, barakada. Okumak çok ilginç bu yüzden.
Uzun uzun söyleyecek çok şey var. Hissi güzeldi çünkü kitabın. Ve böyle kitaplarda bir an evvel finali okumak isterim ben. Ne olacak, kim hayatta kalacak soruları eksik olmaz. Final bakımından ise kusursuz. Diyorum ya her karakter gereğini yapıyor. Yaşlı adam öldüğünde dahi bir kolu mısırın kökünde, köpek ona sadık cesedi sahibinin üstünde, koçandan tüm o kıtlık ve sıcaklık zamanında yedi mısır tohumu çıkıyor. İşe yarıyor mu