Piruz

Piruz
Ayı, ayak tırnağı gibi gözüktüğünde seviyorum
72 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
Piruz yorumladı.
2/10
·192 syf.··
2025 45. kitabı
Eseri beğenenler arasında olmadığım için üzgünüm. Gönül isterdi büyük heyecan ve istekle kitapta yaşadığım heyecanı ve beğeniyi buraya sığdırmakta güçlük çekeyim ama eser tam bir hayal kırıklığı bence. Livaneli'nin kaleminden çıktığına bin şahit lazım der gibi bir eserdi. Özensiz, yavan, bağlantılarının kopuk, bazı şeylerin havada kaldığı bir kitap oldu. Rus Edebiyatında yazarlar borçlarını ödemek için kitap yazarlardı ve onlar için yazmak hayatta kalmak demekti o yüzden de sürekli yazarlardı. Livaneli'nin borcu varmış da kitap yazıp biraz para kazanayım diye bu eser yazılmış sanki :) Kitabın bazı güzel cümlelerinden dolayı belki kızacak arkadaşlar da olabilir ama bu kitap kesinlikle Livaneli'nin seviyesinde yazılmış bir eser değildir. O kadar sorun sıkıntı ve problemden sonra yurtdışına giden insanlar için çok daha güzel izahlar beklerdim bence o izahları çok yavandı üstelik baskı, sansür ve despot bir yönetimden bahsetmiş olmasına rağmen ailesine bu denli kolay kavuşması çok daha güzel şekilde anlatılabilirdi. Sosyal medyada yurtdışına giden bazı insanlar neden gittiklerini açıkladıkları zaman bir tanesi: '' Ne kadar çalışırsam çalışayım ne kadar emek verirsem vereyim, çalmadığım veya onlardan biri benden yana olmadığı sürece insanca bir yaşam süremeyeceğimi anladığım için ülkemi terk etmek zorunda kaldım.'' demişti. Bence bu izah bile tüm eserden daha iyiydi. Bu sebepten sonraki eserini kaygısız bir şekilde almak isteyen ve kafasında iyi bir Livaneli portresi olan okurlar bence bunu okumuzsa daha iyi olur. Sevgilerle.
Edebiyat
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202517,9bin okunma
Yapay zekaya yazdırılmış gibiydi bence
Orhan pamuk tarihi şimdiki zamandan okuyabildiği için mi karakterine “son kıpırdanışlar bunlar” dedirtiyor? Çünkü o bahsi geçen dönem de Osmanlı’nın sınırları en geniş halde olsa dahi diğer devletler üzerinde ki üstünlüğünün kaybedildiği yıllar. Yazar bu gerçekliği bildiği için mi bunu yazıyor yoksa karakterine gerçekten müneccimlik özellikleri mi yüklüyor (karakter bir bilim insanı olmak düşünde) ben bu kısımı okurken ilk defa yazarı satırlarında gördüğümü ve artı olarak hikaye içinde bir taraf tuttuğunu hissediyorum. Bir yanım bunu hata olarak görürken, bir diğer yanım rastgele cümlelerdeki bu şovdan etkileniyor.
BEYAZ KALE/ORHAN PAMUK
Piruz yorumladı.
1/10
·1062 syf.··
2025 46. kitabı
·
96 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2025 01:15
Şu kitabı okuyacağıma hiç okumasaydım daha iyiydi bence. Evet klasiklerden ama nedense boşa zaman harcattığını hissediyorum. Bu kitaba harcayacağım zamanla 10 kitap daha okurdum, Temmuz'dan beri bitirmeye çalışıyorum. Okuması zor, çok fazla isim var ama bir yerden sonra öğrendim. O kısaltmalar bitirdi beni... "Aldatma" durumu, sürecinin tüm evrelerine tüm açılardan kitap boyunca tanık olduk. (spoiler bulunuyor) Verdiği mesaj hiç hoşuma gitmedi, kadınlar seçim yapamaz, yapmamalı tarzında bir mesaj aldım. Anna, mutsuz ve saygı duyulan bir kadınken aşık olduğu Vronski'nin peşinden gidiyor, seçiminden mutsuz. Halbuki ailesinin seçtiği adamla evliliği devam etse daha huzurlu olacaktı gibi bir mesaj çıkıyor. Ya da Kitty ilk başta Vronski'ye aşık oluyor fakat onu terk ediyor, zaten ailesinin onaylamadığı bir adamdı. Levin ailesinin istediği adamdı, o da sonunda Levin'e ikna oluyor ve doğru tercih oluyor. Üzüldüğüm, sevindiğim yerler oldu ama genel olarak çok günlük ve sıradan bir kitaptı. Anna'nın gereksiz gelgitleri bir yerde beni çok bunalttı. O kadar gereksiz muhabbetler var ki, tarlalar, hasat... Anna'nın tüm yaptıklarına rağmen kocasının onu kollamaya çalışması... Çok sıkıldım, bir kere daha klasiklere olan önyargımı haklı olarak kanıtladı gibi.
Edebiyat
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,4bin okunma
Ben demiştim vakit kaybı diye 🤷‍♀️
ay gerçekten bitmesi de bir ömür aldı... 😓 keşke başka bir sürü kitap okusaydım
Yazarın kendi kitapları arasında metinler arasılık yapması
Yokavar adındaki, insanı Ben’den ibaret kalana kadar sadeleştirme süreci, bugüne kadar hiç kimse tarafından gerçekleştirilmemiştir. Hiçbir insan, hiçliğin merkezine erişememiş ve varlıktan ibaret kalmamıştır. Bu yüzden temel kurallar, varlığın bilinci düzeyine kadar geçerlidir. Ondan sonrası, yani varlığın bilincini kaybedip varlıktan ibaret kaldığı andan sonrası, insan zihninin hayal edemeyeceği kadar basittir. İnsan zihninin olamayacağı kadar boş, duyuların ve sezgilerin fark edemeyeceği kadar belirsiz. Sadece var olmak. Hiçbir şeyin olmadığı bir yerde ve zamanda var olmak. Tatminin, acının, duyguların, sahte amaçların, hiçbir şeyin. Hiçliğin merkezinde bir varlık. Hepsi bu. Bilinen insanın vardığı anda yok olduğu bir düzey. Son düzey. Varılabilecek son nokta, bir noktaya dönüşmektir. Nokta mükemmeldir. İnsanın varlıktan ibaret kalması gibi. Kusursuz bir hal. İnsanın varlık nedeni, hiçliğin merkezinde var olarak mükemmel bir durağanlığa erişmek ve sonsuza kadar o halde kalmaktır. Buna, yaratarak yok olmak denir.
Sayfa 96
Kinyas ve Kayra’da ki Kayra’nın sonuna atıf
Piruz yorumladı.
5/10
·216 syf.··
2025 69. kitabı
Her ne kadar Hakan Günday'ın kalemi, üslubu kendine has olsa da yazdığı her kitabın mükemmel olduğu anlamına gelmiyor. Yani ana dilim Türkçe ama Hakan Günday'ın Türkçesinden anlayamıyorum; dilimizi kötü kullandığından değil, aforizma parçalamaya çalışmasından olayın özünü kaçırmanıza sebep olduğu için. Pek tabii ki benim de eksikliğim olabilir bu ama bu anlaşılmazlığın tek başına müsebbibi kesinlikle ben değilim. Yani yeraltı edebiyatı derken, sıra dışı karakter derken, anti kahramanlar yaratmak derken bir de normalde yan yana gelemeyecek kelimeleri tek bir cümlede kullanmak esere "Vay be, ne güzel yazılmış!" statüsünü vermiyor. Yazı Türkçe, kelimeler ayrı ayrı anlamlı ama cümle olarak okuyunca "Yav ne diyorsun Hakan Günday?" dedirtiyor. Halbuki konusu değişik,
Ziyan
Ziyan
ile bağlantılı. Epey de heveslenmiştim ama kısmi olarak hayal kırıklığı yaşadım.
AzilHakan Günday · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma
Kesinlikle bu kitabında Hakan Günday’ın bir dolmuşluğu seziliyor. Sanki “durun benim söyleyeceklerim var, nasıl da aklınızı alacağım, o düşünemeyen beyinlerinize elektroşok salacağım, gözünüzü açacağım” der gibi. Ve araya da bir kurgu sığdırmış gibi