Ey beyhude gamlara düşen, yürü, bu âyeti oku: “Nice bahçeler terk ettiler ve nice akarsular.” Ey günden güne hırsı artıp duran, yürü, bu âyeti oku: “Nice bahçeler terk ettiler ve nice akarsular.”
Atcağızı, eyerceğizi yüzünden öfkecikle, kinceğizle dopdolu kesilen, dertlere gussalara bulanan, yürü, bu âyeti oku: “Nice bahçeler terk ettiler ve nice akarsular.”
Bağırsaklar içindesin, pisliksin, heves, kin yelinden ibaretsin; ey pisliklere bulanmış akıllı, yürü, bu âyeti oku: “Nice bahçeler terk ettiler ve nice akarsular.”
Ey dâvalarla dolu şeyh, ey mânadan mahrum kılık kıyafet, ey yokken var görünen, yürü, bu âyeti oku: “Nice bahçeler terk ettiler ve nice akarsular.”
Padişahlığına, beyliğine bakma; ölüyorsun, öleceksin, bir yığın toprağın altına gireceksin, ona bak; yürü, bu âyeti oku: “Nice bahçeler terk ettiler ve nice akarsular.”
O işveceğiz, o yumurcuk, o çirkin benliceğin, varlıcağın çürümüş, dağılmış gitmiş; yürü, bu âyeti oku: “Nice bahçeler terk ettiler ve nice akarsular.”
Yanağını, güzellerin yanağına pek dayama, sonuca bak; yanağın, yüzün çürüyüp gitmiş; yürü, bu âyeti oku: “Nice bahçeler terk ettiler ve nice akarsular.”
İsterse bağın bahçen olsun, isterse konağın, sarayın; ölüme karşı nedir ki, dayanabilir misin, yenebilir misin bunlarla ölümü? Balçıkla sıvanmış mezara var da bu âyeti oku: “Nice bahçeler terk ettiler ve nice akarsular.”
İnsanların tabutlarını görüp de uzaktan gülen, a gözleri açılmamış kişi, yürü, bu âyeti oku: “Nice bahçeler terk ettiler ve nice akarsular.”
Söz söylemeyi bırak artık, sözden ne umuyorsun a yel ölçen, su biçen. Yürü, bu âyeti oku: “Nice bahçeler terk ettiler ve nice akarsular.”