Osamu Dazai 'in okuduğum ilk kitabı ve anlatım tarzı oldukça hoşuma gitti. Genç bir kızın büyüme sancısı içinde yaşadıklarını, karşı cins bakışı olmasına rağmen oldukça gerçeğe yakın şekilde kaleme almış. Karakterin kendini tanıma ve anlama sürecinde sorguları, özlemleri, umutları ve çevreye bakışı bizleri karşılıyor. Bunun içinde zaman zaman onunla birlikte hüzünleniyor, bazen ise doğanın içinde kayboluyoruz. Genç bir kız olarak; bir günde pek çok duygu geçişi yaşıyor kızımız. Öfkelendiği anda sorgulaması başlıyor, ansızın mutlu hissediyor ve sonunda ise saçmaladığı kanısına varabiliyor. Büyümenin ve ergenliğin sancısı satır aralarında bu sebeple yazar tarafından çok iyi işlenmiş.
Öte yandan, kızımızın iyi niyet ve davranışı ve nezaketi henüz tam anlamıyla kendi içinde içselleştiremediğini düşünüyorum. Bu gibi kavramlar hala çok soyut kalıyor gibi yüreğinde. Öğretmenine, model olduğu anda bu durum açıkça belli oluyor. Sorguluyor, güzel ve iyi olanı arıyor ancak gençlik öfkesini de zapt edemiyor diyebiliriz. Örneğin, kadınların kaderlerinden de dem vururken ve biraz da feminist bir yaklaşım sergilerken, diğer yandan görünüşü kirli veya yorgun ya da fakir olan kadına bakışı öfke ve tiksinç duygular arasında gidip geliyor. Güzellik standartlarına ya da statünün varlığına, kendisi de bir genç olarak tepkisiz kalamadığını görüyoruz. Günümüzün popüler kültür ve güzellik algısının takibine benzer bir duruş...
Bütün bunlarla birlikte karakterimizin farkındalığı yüksek. Akıllı ama biraz da gıcık diye tabir edebileceğimiz bir yapıya sahip :) Her an hiç olmadık bir davranışa anlamsız ters tepkiler verebiliyor. Ne kadar kendini farklı biri olarak düşünse de pek çok genç kızın düşündüğü gibi düşünüyor ve hissediyor. Hatta günümüz yaşıtlarını düşündüğümüzde bile duygusal zeka benzerliğinin ne kadar ergenlikte yakın olduğunu gözlemleyebiliriz :) Zaten o yaşlarda olan herkes kendini farklı hissetmez mi? Osamu Dazai , bu açıyı bence nokta vuruşu olarak güzel yakalamış.
Son olarak; kızımız biraz karamsar. En mutlu görüntülerde bile karanlık bir duyguyu besleyebiliyor. Bu sebeple yapı olarak bu yanını kendime yakın ve anlaşılabilir hissettim. Umut dolu anlarda bile doğuştan gelen bir melankoli anı mevcut ki bazılarımızda bu his, bizimle ömür süren bir duygudurum. Yazarın da bu tarafı, eser içinde imzası olarak kıza aktarılmış. Öğrenci Kız , 1939 yılında yayımlanmış ve kızın ev işlerindeki sorumluluğu günümüze nazaran oldukça gıpta edici! Babaya ve ablaya olan özlemi çok ve bu nedenle yersiz öfkelerinin kimisi bu yalnızlık hissiyatına dayanıyor. Kısaca, her genç kızın bu güzel eseri okuması gerekir. Mutlaka kendilerinden bir parça bulacaklardır.
Güzellik algımızın popüler kültürle harmanlanmaması dileğiyle, keyifli okumalar dilerim!