Ölüm nedir?” diye sormak, aslında “yaşam nedir?” demektir biraz.
Çünkü biri diğerinin gölgesidir.
Ölüm; bir son değil, bir geçittir.
Bir tenin hikâyesi biter, ama özün yürüyüşü devam eder.
Korkulacak bir şey değil, unutulacak bir benliktir belki.
Bir kapı kapanır, diğeri açılır—ışığa, sessizliğe, ya da sonsuzluğun kucağına.
Ve belki de ölüm, yaşamın en dürüst hali: her şeyi çıplak bırakan bir dönüş.
Bu dünya geçici bundandır ki öldüğümüzde bedenimizi toprağa, ruhumuz semaya karışıyor. Geriye sadece anlamsız sözlerin ardında gizli keşkeler, pişmanlıklar kalıyor.