Öncelikle her şeyden evvel Gölgede Bir Buluşma ’dan özür dilemek istiyorum. Kitabı okurken ne yazık ki Rs illetine yakalandım ve uzun bir süre de onun etkisinden kurtulamadım. Nihayet kendisini defettiğimde ise aradan neredeyse 20 gün geçmiş olduğunu fark ettim. Yani evet, ne yazık ki bir Victoria Schwab (V.E. Schwab) kitabını tamamlamam 20 günü buldu ve bu benim için gereksiz derecede uzun bir süreydi. Bu kadar uzun sürdüğü için özür dilerim.
Ve itiraf etmem gerekirse tüm bu Rs durumumun kitabın kötülüğüyle hiçbir alakası yok; aksine Gölgede Bir Buluşma serinin ilk kitabına yakın derecede güzeldi. Hatta kimi kandırıyorum — yeniden bu evrenin bir parçası olmak ve Londraları görebilmek beni gerçekten çok mutlu etti. Yaşasın Kell! Yaşasın Lila! Ve de onların birlikteliğine! (Ya da en azından bunun kazasız belasız yaşanması ihtimaline?!)
En son Lila ve Kell, Kızıl Londra’yı kuşatan felaketi püskürtmeyi başarmış ve her şeyi iyi kötü yoluna koymuştu. Tabii ki fedakarlıklar yapıldı ve bazıları hiç istemediği kararlar almak zorunda kaldı; ama en azından hâlâ var olabilecekleri bir dünyaya ve beraber yaşayabilecekleri insanlara sahiptiler.
Lila yine alıp başını gitmeyi ve belayı — o kendisini yakalamadan önce bulmayı — seçerek denizde bir yolculuğa çıktı. Kell ise… şey, biraz arkasında sahibi tarafından terk edilmiş köpek misali kalsa da koskoca Antari sonuçta; kimseye ne kadar kırgın olduğunu çaktırmıyor. Yine de onun cephesinde de durumlar karışık, çünkü artık hayatı kardeşiyle birbirine bağlı ve vereceği her karar, alacağı her yara onu olduğu kadar Rhy’ı da etkiliyor.
Bir taraftan da Kızıl Londra’da üç ülkeyi de içeren büyük bir turnuva başlamak üzere: güçlü büyücülerin kıyasıya mücadele edeceği, hem kendi hem de ülkelerinin gücünü sergileyecekleri ve barışı canlı tutmak için savaşacakları Sihir Oyunları yani Essen Tach.
Karanlık Gece’nin üzerinden geçen ve o vakitten — Lila'nın Gece Kulesi’nde, kaptanları Alucard ve birbirinden farklı kişiliklere sahip tayfasıyla geçirdiği zamanın üzerinden — tam 4 ay sonra Sihir Oyunları başlar ve Lila da Kule ve adamlarıyla birlikte Londra’ya geri döner.
İşin en komik tarafı ise hem Kell’in hem de Lila’nın bu turnuvaya yasadışı yollarla katılma düşüncesine sahip olmalarıdır. Akabinde ise Siyah Londra’da ölüme terk edilen Antari Holand ve yavaş yavaş çökmekte olan Beyaz Londra’da işler değişmeye başlamıştır.
Yine bol macera, savaş, büyü ve nice başka olayla geçecek harika bir kitap var karşımızda. Ben kesinlikle serinin bu ikinci romanına da bayıldım ve bitirmem biraz uzun sürmüş olsa da bir an olsun kendisinden sıkılmadım.
Sihrin En Koyu Tonu ’ndan tanıdığımız ve çok sevdiğimiz temel kadronun yanında bu sefer yeni isimler de görüyoruz ve hepsi de farklı yönlerden harika. Hastra’nın o bağlılığı ve destekleyici davranışlarını mı dersiniz; Alucard’ın flörtöz ve oyunbaz kişiliğinin yanında Lila’ya büyü konusunda yol gösteren ve yardımcı eylemlerini mi dersiniz; yoksa Ojka’nın ölen dünyası ve tabii ki de yeni kralı adına her şeyi yapabilecek, her acıyı göğüsleyebilecek biri olmasını mı dersiniz — bilmiyorum ama ben onlara kısaca bayıldım.
Mevcut kahramanlarımız için de iki çift laf edecek olursam: Lila her zamanki gibi muhteşem ve tam bir bela mıknatısı; üstelik yeni yetenekleri de muazzam. Kell, Rhy için kendini feda ettikten sonra her taraftan sıkıştırıldığı için fazlasıyla rahatsız ve şu sıralar içindeki güç dışarı çıkmaya fena halde can atıyor. Rhy, ikinci hayatında daha olgun ve karanlık biri hâline geldi ve belki biraz da mazoşist. Kral ve kraliçeye kılım zaten. Üstat Tieren ise adamlığın vücut bulmuş hâli. Bu şekilde işte. Her şeyi ayrıntılı bir şekilde öğrenmek için de lütfen Victoria Schwab (V.E. Schwab) ’ın Sihrin Tonları serisine başlayın.
Finali ise tam yerinde bitti zaten: kaosun yeniden patlak verdiği ve ana karakterlerimiz için “Acaba bunun üstesinden nasıl gelecek?” şeklinde düşündüğümüz ve devam kitabını okuyup yaşanacakları öğrenene kadar da rahatsızlık içinde kıvranacağımız türden bir son. Neden bahsettiğimin anlaşıldığını farz ediyorum.
O zaman benden bu kadar. Sonuç olarak Gölgede Bir Buluşma benim için beklentimi karşılayan ve okumaktan büyük keyif aldığım bir kitaptı; Victoria Schwab (V.E. Schwab) yine beni şaşırtmadı diyebilirim. Hemen seriye devam etmek istesem de şu anda elimde Işığın Büyüsü PDF olarak yok ne yazık ki o yüzden ne zaman okuyabilirim bilmiyorum. İnşallah bu ayrılık kısa sürer ve ben de en kısa sürede sevgili evrenime yeniden kavuşabilirim.