·184 syf.····Okunma: 24 Ekim 2025 23:41 Dostoyevski'nin ilk romanı, gençliğinden kalma hisleri...
İşte karşınızda iki insancık...
Makar Alekseyeviç ve Varvara Alekseyevna...
Onların küçücük hem bir o kadar da kocaman olan kalpleri var.
Şimdi girişimizi yapalım:
Bir kaya düşünün bir yanında Makar diğer yanında Varvara ve kayanın ortasında da mektuplar...
Toplumda sürekli hor görülen, ayıplanan bir katip...
Kendinden çok utanıyor; üstünden, başından, ayakkabıları mesela tabanı yırtık ama ne önemi var ki, önemli olan saflık değil mi?
Önemli olan, temiz bir yüreğe sahip olmak değil miydi?
Neden kendinden nefret etmişti?
Neden, toplum onu kabul etmiyordu,
Varvara Alekseyevna bile?
Evet, o adam sevgisini bile örtmüştü kendince hak etmiyordu çünkü parasızdı...
Çünkü o, yaşlıydı.
Çünkü o, Varvara Alekseyevna'ya az geliyordu.
Varvara Alekseyevna, bunca acının ardından onun elini neden bırakmıştı?
Bay Bikov da kimdi, nereden çıkmıştı?
Kendisini neden gitmeye mecbur hissetmiş olabilirdi peki?
Soruyorum:
Kalmak varken gitmek nedendi?
O son mektubun cevapsız kalışı
ve tabii ki karakterlerimizin kendilerine hayırları yokken bile mektuplarla dünyalarını birleştirip bir şekilde birbirlerine destek olmaları...
Bu kitabı okurken göz yaşlarımla boğulmama sebep verdi.
O kayanın üstü harflerle kaplandı. O kayanın üzerinde işaretler var artık. İnsancıklar yok. Acı, yoksulluk, fedakârlık, sevgi, utanç, bir melek kalp, çaresizlik, bir kilocuk şeker, Bay Bikov,
o kayanın altında ezilmiş bir adam, bir insancık...
Okuduğunuz için teşekkür ederim.