Puan vermedi·408 syf.··
2025 10. kitabı
Şimdi sana bahsedeceğim kitap, Piraye'nin Seyir'i... Bak, baştan söyleyeyim; Bu bildiğin, klasik aşk ya da macera romanlarından değil. Hani bazen kendini çok yalnız, çok eksik hissedersin ya, işte bu kitap direkt o hissin kaynağına iniyor. Öyle zihnin karanlık dehlizleri gibi havalı laflar etmeyeceğim, direkt konuya giriyorum. :) Bu kitabı okurken, sayfalar arasında gezerken bir karakteri değil, resmen kendini buluyorsun. Yazar, seni alıp kendi kafanın içindeki en karışık, en tozlu odalara götürüyor, sonra da kalbinin en aydınlık, en huzurlu köşesini gösteriyor. Bildiğin, dev bir iç yolculuk bu. Mina’nın hikayesi, bizim hikayemiz ana karakterimiz Mina... Ah Mina. Hepimiz gibi. Kalbinin ortasında kocaman bir boşlukla büyümüş. Ne yapsa, ne etse o eksiklik hissi geçmiyor. Sürekli dışarıdan bir şeyler bekliyor; Biri beni sevsin, biri bana değer versin, başkaları beni tanımlasın ki ben kim olduğumu bileyim. İlişkilerinde, iş kararlarında... Her yerde bu çaresizliği yaşıyor. Sen de yaşadın değil mi? O "doldurma" çabası. İşte Mina da tam bu noktadayken, hayat ona "uyanma vaktin geldi" diyecek, gizemli bir rehber çıkarıyor karşısına. "Seyir" de bu uyanış yolculuğunu anlatıyor. Ama asıl bomba ne biliyor musun? Yazar bize, o kafamızın içindeki zihnin ne kadar acımasız bir komutan olduğunu gösteriyor. Zihin, bizi nasıl yönetiyor, nasıl sabote ediyor, bütün hayatımızı nasıl bir illüzyona çeviriyor... Kitap, Mina'nın hikayesi üzerinden resmen zihnimize ayna tutuyor. Yazarın dili biraz sarsıcı, evet, ama bunu yaparken akıcılıktan hiç ödün vermiyor. Bir roman okur gibi ilerlerken, aslında sürekli kendini sorguluyorsun. Peki, bu kitabı neden elinden bırakamayacaksın? Hani şu öğüt veren kitaplar var ya, bu onlardan değil. Bu kitap sana ne yapacağını söylemiyor. Zihninin çalışma mekanizmasını, düşüncelerin aslında birer göz boyama olduğunu edebi bir dille anlatıyor. Yani "şunu yaparsan mutlu olursun" demiyor, "zihnin sana bunu yapıyor, fark et" diyor. Bu çok daha kıymetli. Bazı cümleler var ki, okurken "Aaa, evet ya! Ben de hep böyle yapıyorum!" diye bağırıyorsun. Yazar, görmezden geldiğin, halının altına süpürdüğün bütün gerçekleri alıp yüzüne çarpıyor. Eğer sürekli "ben kurbanım" rolünü oynamaktan sıkıldıysan ve hayatının direksiyonuna geçmek istiyorsan, bu kitap seni sarsarak uyandıracak. Beni benden alan, cama çerçeveletmek istediğim cümleler; • Düşünmüyorsun, düşüyorsun. Düşündüğünü zannediyorsun, ama sadece yoklukta biraz daha irtifa kaybediyorsun... Sen var mısın? • Hepsi düşüncelerimin seyrettirdiği hayallermiş. Her yaşadığım ve inandığım, düşüncelerimin sonucu girdiğim hallermiş. • Yaşam senin için aslında hep tek ve aynı soruyu yineler; Var Mısın? Şu anda, bu saniyede gerçekten burada mısın? Yoksa yine zihninin geçmiş ve gelecek labirentinde mi kaybolmuş durumdasın? Bu kitap, bir kere okuyup kenara atılacak bir şey değil. Bitirdikten sonra dönüp dönüp kendine bakacağın, ben yine mi o tuzağa düştüm? diye kontrol edeceğin bir ayna, bir mihenk taşı. Emin ol, bitirdiğinde en basit olaylara bile bakış açının değiştiğini, daha önce fark etmeden kaçırdığın "an"ların değerini anladığını hayretle göreceksin. Eğer içindeki o sonsuz arayışa bir cevap bulmak ve bir romanın kılavuzluğunda kendi özgürlüğüne giden yolu keşfetmek için yeterince cesursan, bu yolculuğa şimdi başla. Hayatını, zihninin sana izlettiği bir film gibi mi yaşıyorsun, yoksa bizzat o filmin başrolünü mü oynuyorsun? Cevap, bu kitabın sayfaları arasında seni, evet seni bekliyor. Keyifli okumalar dilerim...
1000Kitap
SeyirPiraye · Mona Yayıncılık · 202115,2bin okunma
·
1 +1'leme
·
1.927 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bu kitap kimilerine göre okunmaya değer görünmesede haksızlık edildiğini düşünüyorum. Benim de küçük küçük notlar aldığım başucu kitabım haline gelmişti. Kitabın ne anlatmak istediğini ve vermek istediği mesajı o kadar muazzam şekilde eksiksiz dile getirmişsiniz ki canı gönülden tebrik ve teşekkür ediyorum kaleminize sağlık.