Gönderi

Puan vermedi·168 syf.··
2018 4. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2018 23:00
Osmanlı Dönemi'ni konu alan kitapta adı geçmeyen yüzyıl 17.yy. Devrin Padişahı ise İbrahim, nam-ı diğer "Deli İbrahim" küçüklüğünde ağabeylerinin boğduruluşunu gözleriyle görmüş, aralarında bir tek kurtulan sözde şanslı olan bir padişah. Habeşistan'dan alınarak hadım edilen Haremağası Süleyman'ın yaşadıklarını ve padişahına olan bağlılığını anlatan aynı zamanda, kendi hırsları için oğlunu zindana kapattırıp, torununu öldürmek isteyen Valide Sultan ve 19 kardeşini taht uğruna boğdurtan eski Padişah konu alınıyor. Tarihi bir roman gibi gözükse de aslında insan psikolojisinin, güç karşısındaki değişimini esas alan ve Livaneli'nin yayımlanan ilk romanıdır. İktidar sahibi bir padişahın bu gücü elde etmeden önce, elde ettiğinde ve bu güç elinden alınıp bir zindana kapatıldığında içinde bulunduğu durumlar çok güzel gözler önüne serilirken bir yandan da anlatıcı haremağasının da değişen bu durumlar karşısında padişahına karşı değişmekte olan hisleri çok iyi anlatılmış. Çocukken kardeşlerinin boğularak öldürülmesine tanık olan padişah, yıllarını bir hücrede ölüm korkusuyla yaşayarak geçirirken, tahttaki ağabeyinin ölümü üzerine tahta çıkarılmış ve yine bir entrika sonucu tahttan indirilip bir zindana kapatılmıştır. Padişahlığının ilk yıllarında ise taht ile alakası olmamış zaman geçtikçe de önüne kim gelirse ya öldürtmüş ya derisini yüzdürtmüş ya da asıp şehrin ortasına insanlara ibretlik koydurtarak halkının onun emirlerine itaat etmelerini sağlamıştır. Padişahına son derece saygılı olan ve derin bir sevgi besleyen haremağasının ise padişahın zindana sevdiceği Gülbeden ile konulmasıyla birlikte bu duygularının yerini büyük bir kızgınlık alıyor. Hadım edilse bile duygularından, zevklerinden vazgeçmemiş bir haremağası olduğunu okuyucuya açık bir dille ifade ediyor. Valide Sultan tarafından zindana kapatılan padişaha yemek götürme şerefine nail olup geceler boyunca çeşitli çeşitli hikayeler anlatarak bir baba-oğul gibi yeni bir bağ kurarak Rumi'nin huzur veren sözleri arasında padişahını rahatlatmak amacını yerine getiriyor. Zülfü Livaneli ise "Romandaki temel eksen, iktidarın çevresinde ışık görmüş pervaneler gibi dönen insanlar üzerine kurulu. İktidar görkemi öyle bir şey ki, "Bakışıyla her canlıyı kımıltısız hale getiren bir engereğin bile gözünü kamaştırıyor." Romanın kahramanı zenci ve hadım olan haremağası da iktidara yakın duran ezilmiş bir adam tipi. Bazen kahraman, bazen korkak... Kimi zaman kendisini imparatorluk ailesine eş görüyor, kimi zaman bir hamamböceği kadar değersiz. Roman, iktidar ateşiyle kıvranan insanları konu ediniyor. Bu yüzden tarihsel değil, tarihi dekor olarak seçmiş roman türü." diyerek bizlere kısaca özetliyor. Kitabı ne ara elime aldığımın ve ne ara bitirdiğimin farkına bile varamadım. Son derece akıcıydı ve güzel bir üsluba sahipti. Zülfü Livaneli'nin okuduğum her kitabında olduğu gibi bu romanında da olayın bir ucunu kapalı tutarak okucuyu araştırmaya ve öğrenmeye itiyor. Ayrıca kitap 1997 yılında Balkan Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüş. Zülfü Livaneli işte, daha fazla ne diyeyim.. Keyifli okumalar!
Edebiyat
Engereğin GözüZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201924,8bin okunma
··
126 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.