"Farklı Türleri Keşfet" etkinliğiyle "tarih" türünde okuduğum kitaptı: Osmanlı'da Devlet, Hukuk ve Adâlet, ayrıca da yazarın okuduğum ilk eseri. Neden tarih türünde okuma yapmak istediğimden başlarsam; Geçenlerde arkadaşlarımla muhabbet ederken bir daha üniversite okumuş olsak hangi bölümü okumak isterdik diye konuşuyorduk, ben fazla düşünmeden tarih dedim. Gerçekten de tarih okumak isterdim. Hem çok fazla merak ettiğim nokta var hem de ilgi duymaya başladığım bir alan.
Kitap ele aldığı konuları net ve nesnel biçimde sunma noktasında oldukça başarılı. Ders kitabı formatında hatta. Konudan konuya geçiş yapılmamış, anlatılmak istenen mesele etraflı bir biçimde sunulmuş. Dilini anlamadığım zamanlar oldu çünkü kelimeler çoğu yerde orijinal hâliyle yazılmış ama bu kitaba karşı merakımı olumsuz yönde etiketlemedi. Aksine anlamadığım noktalarda kısa da olsa okumalar yapmama vesile oldu.
Kitabın içeriğine değinecek olursam; İlk bölümü okuduktan sonra ben kendime ilk fırsatta Kutadgu Bilig'i okumalısın dedim çünkü yapılan alıntılar hoştu ve dikkatimi çekti. Osmanlı Devletinde kanunların işleyişte önemli bir yeri olduğunu, çözüm getirilemeyen noktalara Pâdişâh'ın kanun koyarak müdahale ettiğini, yetersiz kalındığı zamanlar güncellendiğini, ikinci bölümde okuduklarımdam çıkardım.
Şikâyet hakkına dair yazılmış bölümünde ise halktan herhangi birinin rahatsız olduğu bir durumda pâdişâha derdini anlatabileceğini, yazarın sunduğu örneklerle beraber gördüm. Şikâyet hakkının ülkedeki adâleti sağlama noktasında oldukça önemli olduğunu anlamış oldum. Adâletnâmelere dair aklımda kalanlar şunlar oldu; adâletnâmelerin ilk amacı halkı korumaktır, halk ve yöneticiler arasındaki denge adâletnâmelerle sağlanır, halk yerinde huzur içinde olmalı, göç etmemeli eğer ederse bu araştırmamalı, göç eden köylü tekrar döndürülmeli. Burada kitaptan bir alıntı yapmak istiyorum okurken hayli dikkatimi çekti;
"Adâletnâme, hüküm ve siyâset sahibi yüksek idarecilere, yani Şerî'at ve kanuna göre hüküm verme yetkisini taşıyan kadılara ve bedenî cezaları uygulama yetkisine sahip olan otorite sahiplerine, yani beylerbeyi ve sancak beylerine hitaben yazılır. Doğrudan doğruya onları belli şeyleri yapmaktan men'eder. Hükmün konusu bu otorite sahiplerinin kendi işlemleridir. Başkalarının yaptıkları zulümler de kendilerinden sorulmaktadır. Zira bu zulümleri önlemek de onların ödevidir. Böylece, yalnız bizzat zulüm işledikleri için değil, zulüm işlenmesine karşı vazifelerini yapmadıkları için de muhatap olmaktadırlar. Bunun içindir ki, adâletnâmelerde "almayasız ve aldırmayasız, etmeyesiz ve ettirmeyesiz" ibareleri sık sık geçer."(sayfa; 160-161)
Yazar ayrıca kitabın son bölümüne ( ekler) örnek sunmak için kitaba koyduğu belgelerin orijinal hallerini de eklemiş.
Son olarak; Kitabı,ben beğenerek okudum, okuduktan sonra; iyiki tarih türünde okuma yapmak istemişim dedim ayrıca yazarın diğer eserlerini de merak etmeye başladım. Okumak isteyenlere de tavsiye ederim.