“O kadar basitleşmiş ve yıpranmışız ki. Sadece yeme içme, uyku, aptalca lüks, pahalı kıyafetler ve eğlence peşindeyiz. Hiç kimsenin maneviyata ilgisi yok. İdealizm kaybolmuş. Herkes sadece daha fazlasını nasıl kazanacağını düşünüyor. Şarlatanlık, hırsızlık diz boyu. İnsanlar har vurup harman savuruyor. Bir yandan ülke yangın yeri, diğer yandan herkes vur patlasın çal oynasın. Rusya büyük, eski bir ahşap ev gibi sallanıp, parçalanıyor. Kimse ne üzülüyor, ne de ölmekte olan Rusya'nın kurtuluşu ve iyileşmesi için bir şey yapıyor. Bilmem hangi bakanın devleti soyduğunu, bilmem hangi kontun kuzey Rusya'daki ormanları yabancılara peşkeş çektiğini, bilmem hangi prensin Hazar Denizi'nin ötesinde petrol zengini toprakları ele geçirdiğini duyarsınız.”
Sayfa 47