Bir hatıranın, bir rüyanın ve bir milletin iç sesi üzerine...
Ahmet Hamdi Tanpınar ’ın Beş Şehir ’i, yalnızca şehirlerin hikâyesini anlatan bir kitap değil; zamanla kurduğumuz ilişkinin bir aynası gibi.
Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul… Her biri birer şehirden çok, bir ruh hâli, bir duygu, bir hatıra aslında.
Tanpınar bu şehirleri gezerken, geçmişle bugünün, gelenekle modernliğin, özlemle yenilenmenin arasında bir köprü kuruyor.
Onun anlatımında şehirler sadece sokaklardan, evlerden, camilerden ibaret değildir.
Bir sesleri, bir musikileri, bir kalp atışları vardır.
Bursa’da zaman yavaşlar; İstanbul’da karmaşanın içinde bile eski bir huzur kokusu duyarsınız. Konya, insanın içe dönüşünü fısıldar. Erzurum, sertliğiyle bile sıcak bir sadakati hatırlatır. Ankara ise tüm bu geçmişin ardından gelen bir “yeniden doğuş”un simgesidir.
Ahmet Hamdi Tanpınar ’ın dili yavaş akıyor ama içinden binlerce yılın yankısı geçiyor. Her cümle, sanki bir musiki gibi ritim taşıyor. O yüzden Beş Şehir , hızlı okunacak bir kitap değildi.
Her sayfasında biraz durmak, biraz susmak gerekiyor. Çünkü Ahmet Hamdi Tanpınar'ın cümleleri yalnızca okunmaz; dinlenir.
Ben bu kitabı okurken yalnızca şehirleri gezmedim, kendi içimdeki zamanı da gezdim.
Çocukluğumun kokusunu, unuttuğum sesleri, geçmişle barışmanın sessiz huzurunu buldum.
Ahmet Hamdi Tanpınar , bana şunu hatırlattı:
“Geçmişi anlamadan bugünü anlayamayız. Zaman, aslında insanın kendini anlamasının adıdır.”
Beş Şehir, bir dönemin değil, bir ruhun kitabı.
Şehirlerin taşlarına, sokaklarına, su seslerine sinmiş insanların hikâyesi.
Okudukça fark ettim ki; bazen şehirleri biz gezmiyoruz… Onlar bizim içimizde geziniyor.
“Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında…”
Ahmet Hamdi Tanpınar
Beş ŞehirAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201914,2bin okunma