Ernes Hemingway’in hayatından izler taşıyan Silahlara Veda romanı bize 1.Dünya Savaşı’nı bir ambulans şoförünün gözünden anlatır.
Ernes Hemingway bu kitabında savaşın toplumsal yönünden çok bireyin hayatı ve psikolojisi üzerindeki etkilerini anlatır. Ambulans şoförünün hayatı ve kurduğu arkadaşlıklar üzerinden bize farklı karakterler sunar. Bu karakterlerden bazıları dine bağlılığıyla bilinirken bazıları ise şehvete veya üne olan düşkünlükleri ile ön plana çıkar. Bu askerlerle olan diyaloglar üzerinden insanların yaşama karşı umutlarını aktarır.
Hemingway bu kitapta bir yandan da aşk temasını işlemiştir. Ana karakterimiz cephede tanıştığı hemşirelerden birine aşık olur ve hayatıyla hayalleri o kadının etrafında şekillenir. Savaşın en başından beri korkunç ve saçma olduğunu düşünen karakterimizin tek bir amacı vardır. Bir şekilde savaştan kaçıp sevdiği kadınla çoluk çocuğa karışmak…
Hemingway’in bu hikayede yarattığı ana karakter ve aşık olduğu kadın ilgi çekici ve birçok yönüyle ele alınmış, işlenmiş karakterlerdir. Dini görüşleri, hayata bakış açıları, savaştan kurtulma çabaları bizi karakterlere bağlar. Ama diğer karakterler çok yüzeysel anlatılmış ve tek yönlü ele alınmıştır. Çok fazla karakter ismi geçtiğinden dolayı da karakterlerle duygusal bağ kurmak zorlaşmaktadır.
Kısaca özetlemem gerekirse 1.Dünya Savaşı’na bir askerin gözünden bakmak için okunabilir bir eser. Sonu oldukça etkileyiciydi. Gerçekten duygulandım. Onun dıșında kurgusu ve anlatım tarzı bana çok hitap etmedi. Fazla günlük diliyle yazılmış gibiydi. Yani bir roman değil de bir askerin günlüğünü okuyor gibi hissettim.
Bunu bitirdikten sonra Vicenze Ibanez’in Mahşerin Dört Atlısı eserini de okumanızı tavsiye ederim. Bahsettiğim roman da aynı dönemde geçiyor. 1.Dünya Savaşı’nın toplumsal boyutunu anlatıyor. Meraklısına duyrulur.