Tatar Çölü romanı, asker akademisinden yeni mezun olmuş Giovanni Drogo’nun hayatını aktarır bizlere. Kelimenin tam anlamıyla kuş uçmaz kervan geçmez, kimsenin umursamadığı bir sınır kalesine atanan genç asker burada yalnızlığı sonuna kadar hissedecektir. Umutlarını bir kenara bırakacak ve hayatın tekdüzeliğini ve sıkıcılığını kabul edecektir.
Bir bekleyişin kitabıdır Tatar Çölü. Size Giovanni’nin eski hayatını,psikolojisini sayfalarca anlatır. Bir şeyler yaşansın da bu genç askerin hayatı değişsin diye beklersiniz. Hep aynı rutinler, olaylar, ufak tefek anlaşmazlıklarla geçer hikaye. Her şey aynıdır ve günler sanki tekrar etmektedir. Bir saatin bir saatten farkı yok gibidir. İnsana yaşamın sıradanlığını anlatır. Aynı zamanda yalnızlığın kitabıdır. Onlarca karakterden bahseder öykü boyunca. Birçok insan Giovanni’nin hayatından gelir geçer. Ama ele alınan karakterler hep yüzeyseldir ve de duygusuzdur. Sanki yazar bu karakterlerle bağ kurmanızı istemiyor gibidir. Tayini çıkıp kaleden ayrılanlar, ölenler olur. Ama size hiçbir şey hissettirmez. Yalnızca tek başınalık duygusunu aşılar içinize.
Sonuç olarak klasik okumayı sevenler ve yalnızlığın, bekleyişin nasıl bir duygu olduğunu anlamak isteyenlere tavsiyemdir. Beğendim.