Puan vermedi·629 syf.··
2025 37. kitabı
Eserin bu serisinde, önceki kitapların aksine, ağaların ve beylerin ikircikli hallerini okuyoruz. Can korkusunun nelere kadir olduğu gözler önünde. İnce Memed yine davasının arkasında, dağların tepesinde namını sürdürüyor. Dinlenirken, bir şey yapmazken dahi köylü ona güveniyor; ağalar ise korku içinde yaşamını sürdürüyorlardı. Fakat düşmanları, canına susayanları artmıştı. O kadar mücadeleye rağmen neden bitmiyorlardı? Birini öldürse diğeri geliyor, yüzünü öldürse bini doğuyordu. Peki İnce Memed nereye kadar savaşabilirdi? Bir yandan bunun mücadelesini verirken adaletten de vazgeçemiyordu. Bu düşüncelerle boğuşurken Battal Ağa imdadına yetişti. “Bir ağa gider, bir ağa gelirse; bir İnce Memed gider, bin İnce Memed gelir” sözleriyle tekrar can buldu. Haksızlıkların ve güçlünün güçsüzü ezdiği bir düzende çekip gitmeyi başaramıyordu. Sevdiklerine, sevenlerine ve özlem duyduklarına kavuşmayı umut ediyor; portakal kokulu hayaller kuruyordu. Tüm bu iç hesaplaşmaların ortasında İnce Memed, yalnızca düşmanlarıyla değil, kendi vicdanıyla da savaş veriyor. Onun asıl gücü elindeki mavzerden değil, yüreğindeki vicdandan geliyor. O, yalnızca zalimleri cezalandıran bir eşkıya değildir; adaletin artık devletin değil, halkın elinde şekillendiği bir halk evliyasıdır. Bu yüzden köylü için görünmez bir umuttur, ağalar içinse görünür bir tehdittir. Fakat Memed’in acısı da buradadır: Öldürdükçe rahatlamaz, her ölümle biraz daha düşünmeye başlar. “Birini öldürse bininin geldiği” bu dünyada, asıl düşmanın insanlar değil, düzenin kendisi olduğunu fark eder. Yine de tüfeğini bırakmaz, bırakamaz; çünkü bilir ki sustuğu an halkın sesi de susacaktır. Onun dağlarda sürdürdüğü yaşam, bir başkaldırı ile vicdan muhasebesinin iç içe geçmiş hâlidir. İnce Memed, birçok ananın “Yolun açık, kılıcın keskin olsun” duasını almıştır. Ama o, adaleti kılıçla değil, inancıyla savunmuştur. Ne kadar kan dökülürse dökülsün, içinde bir çocuğun “karıncayı incitmez” yüreğiyle yaşamıştır. İktidarın korkudan doğduğu bir düzende, o korkusuzluğun ve vicdanın sembolü olmuştur. Bu yüzden İnce Memed’i kahraman yapan şey, öldürmesi değil; her defasında insanlığını kaybetmeden savaşabilmesidir. Kitapta ilgimi çeken diğer karakterlere de kısaca değinmem gerekirse: Hürü Ana’nın Topal Ali’ye sövüp kır atı övmesi, onun tam anlamıyla bir Anadolu kadını olduğunu gösteriyor. Kır at, köylü gözünde afsunlu bir varlık gibi anlatılsa da aslında Memed’in kanatlarıydı — onun özgürlüğe açılan yanı. Anacık Sultan, hem köylünün hem de Memed’in üzerine gerilmiş bir zırh gibiydi; duasıyla koruyan, susuşuyla direnen bir ana figürü. Müslüm, Memed’in ilk hâllerini hatırlatan, daha körpe ama aynı derecede sağlam bir yüreğe sahipti. Kel Eşkıya ise yüreğimi en çok burkan karakter oldu; kimsesizliğiyle, köylü çocuklarının ona sahip çıkışıyla, bu dünyanın dışına itilmiş adalet duygusunun sessiz temsilcisiydi. Son olarak; Memed’in savaşı öfkeyle başlamıştı. Ama adalet için doğan bir öfkeydi. Köylünün yararına işleyen bu başkaldırı, Memed’i diğer eşkıyalardan ayıran en büyük farktı bence. O, kendi intikamını almak için değil, köylü rahat etsin diye her seferinde mavzerini kuşandı. Çalmadı, çırpmadı, kadınların kızların ırzına geçmedi; mertçe davasını savundu. Benim gözümde İnce Memed kahramandır çünkü iktidarın kendini düşündüğü bir toplumda, o halkını düşünen bir babayiğittir.
İnceleme
İnce Memed 3Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202326,3bin okunma
·
420 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.