Gönderi

Son ve Öz
9/10
·251 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu son zamanlarda okuduğum en farklı kitap. Çok iyi bir yolculuk, ilk kez tadıldıktan sonra, tadına varmak için bir kez daha tadılmak istenen ama artık bittiği için aynı tadın tekrar alınamayacağının fark edildiği eşsiz bir tat. Kitap nihayetinde okuma ve yazma eylemlerinin, okur ve yazar kimliklerinin neliği üzerine yekpareleşiyor. Ancak bu yekpare halin çevresinde pek çok hale mevcut. Kitabın bir bölümünden sonra şöyle düşünce bana hakim oldu: Okur olarak bizlerin de hayatları birçok yarıda kalan ( isteyerek veya istemeyerek) hikayelerin toplamından oluşmuyor mu? Ama geriye dönüp bakıldığında hayat hikayemiz bir bütünlük içerisindedir. Gestaltçı bir yaklaşım, “bütün parçaların oluşturduğundan daha fazlasıdır.” Belirttiğim yekparelik bu bütünlüktür. Peki parçalar nelerdir? Bu parçaları şöyle sıralayabilirim: Öncelikle yarıda kesilerek bitirilen romanlardan hareketle ki bu romanın esas yapısal unsurlarından birini oluşturuyor, insan kendisini bir bütünün parçası olarak görerek, hep bir tamamlanma peşinde koşar, insan hangi tam’ın eksiğidir, nasıl tamamlanacaktır? Bu sorunun cevabı kimilerine göre vahdet-i vücuttur, kimilerine göre anne karnından kopan çocuğun, korunaklı alanına dönme çabasıdır. İnsan sonluluğunun hep bir eksikle, yarım kalmışlıkla sonlanacağını, her bir ömrün tamamlanmadan bittiğini, yapılacak son bir eylem, söylenecek son bir söz olduğunu, aklın bir ucunda ‘eğerˆli alternatiflerin hep süregeldiğini ve pek çoklarının asla tamamlanamayacaklarını söylemek çok doğru değil midir? Düşünceleri merkezi düşünce olarak ilk sayfalarda aklımda dolandı durdu. Okuruyla etkileşim halinde ilerleyen sayfalarda bir Homeros atıfına denk geldim, bu atıf bende bir çağrışıma sebep oldu: İsmet Özel, bir konuşmasında ilyada ve odessa için dikkatli bir okur tarafından okununca İlyada ve odessa’nın tek yazarın elinden çıkmadığını anlar, demişti. Burada da benzer bir vurgu söz konusu, farklı romanların bir arada olması bir anonimlik ortaya çıkararak daha kalıcı olmayı ve bütüncül olmayı başarabilecektir. Bir başka hale olarak da romanı tamamlayan, yani yazarı tamamlayan şey okurdur. Bu nedenle her roman yarıda kalmıştır, okundukça okura göre tamamlanır. Romanın sonlarına doğru ise okurluk ve yazarlık üzerine düşünceler derinleşiyor: “...Öyle yoğun bir okuma yapıyordu ki, romanın özünü daha baştan içine çekiyordu; geriye bir şey kalmıyordu. Bu yazarken başıma gelen bir durumdu: Bir süredir yazmaya başladığım romanlar sanki söyleyecek her şeyi tüketmişim gibi yarıda kalıveriyordu.” Bu alıntı romanla beraber düşünüldüğünde okur ve yazar açısından nasıl bir açıklama getirmek mümkün olabilir. Okur, romanın özünü baştan içine çekince geriye birşey kalmıyor, dolayısıyla yazar da devamını yarıda keserek okura daha fazla okumana gerek yok, bu kadarı yeterli diyerek anlatıyı yarıda kesiveriyor, kendi açısından ise devamını yazmayı bir tür yazı hokkabazlığı olarak görüyor. Yani yazmak özünü keşfettirinceye kadardır. Bu öz belli olduktan sonraki yazımlar özün dışındaki bir amaca hizmet edecektir. Diğer bir bakış açısıyla da yazar her başlangıçta kendine yeni bir öz arama peşindedir ama hiçbir başlangıç onu memnun etmemektedir. Yazar, yazma arzusunu şu şekilde ifade ediyor : “Yalnızca yazılmayı bekleyen yazılabilir ile hiç kimsenin anlatmadığı anlatılabiliri iletmek için istiyorum.”s169 Belki de bu nedenlerle romanın başından beri her bir bölümde ayrı merkezlere savruldum. Son olarak kitapta yer alan çevirmen belki de okurun kendisidir. Her okur kitabı ana dilinden kişisel diline çevirir. Böylece her kitap öznel ve bir daha ulaşılması mümkün olmayan bir kitap haline dönüşüverir.
Edebiyat
Bir Kış Gecesi Eğer Bir YolcuItalo Calvino · Yapı Kredi Yayınları · 20223,598 okunma
·
131 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.