Yeşilçam filmi tadında çok keyifle okuduğum bir kitap oldu. Henüz kitabın ilk sayfalarında bu kitabın yazılmasına sebep olan o güzel mektup ne kadar güzel bir kitap olacağıyla ilgili ipuçları veriyordu.
Mektupta okuma yazma bilen bir koca karı etrafına topladığı diğer koca karılara kitap okuduğundan bahsediyor. Bu koca karılar en çok da cinli, perili kitapları okumayı sevdiklerini ve Hüseyin Rahmi'den cinli, perili bir kitap yazmasını istiyorlar. Bunun üzerine de Hüseyin Rahmi bu kitabı yazıyor. Mektubu yazan koca karının minnoşluğuna mı yoksa Hüseyin Rahmi'nin zarif dönüşüne ve okurlarını kırmayıp bu eseri ortaya çıkarmasına mı hayran kalayım bilemedim.
Kitaba gelecek olursa başta belirttiğim gibi tam bir yeşilçam klasiği gibi. Zaten bildiğim kadarıyla Süt Kardeşler filmi de bu kitaptan esinlenerek ortaya çıkmış. Başka bir kitapta olumsuz sayılabilecek, sonunun tahmin edilebilir olması bu eserde insanı rahatsız etmiyor; çünkü ezbere bilmemize rağmen hala Süt Kardeşler'i nasıl heyecan ve keyifle izliyorsak bu kitabı okumak da aynı hissi uyandırıyor.
Hüseyin Rahmi Gürpınar'a, hayranı olan koca karıları kırmayıp Gulyabani eserini yazdığı için tekrar tekrar teşekkür ediyorum.Yeşilçam filmlerinin içimizi ısıtan atmosferini sayfalarına taşımayı başaran bu eser, bitince insanın yüzünde tatlı bir tebessüm bırakıyor.