İlk olarak kitaptan, sonra da bana hissettirdiklerinden bahsetmek istiyorum. Kitap bana göre oldukça akıcıydı ve her gün okuma isteği uyandırdı. Bir çocuğun yaşadıklarını, hayatını ve etrafında gördüklerini anlatması çok etkileyiciydi bana göre. Gerçekten bir çocukla konuşuyor gibi hissediyorsunuz. Diyalogları okurken bunu net bir şekilde anlayabiliyorsunuz.
Bazen konudan konuya atlaması, düşüncelerinin araya serpiştirilmesi, her şey çocuğun zihni gibi düşünülmüş. Babalarıyla çocukların ilişkilerine, Jem ile Scout’un bağlarına hayran kaldım. Kitabın asıl konularının başında ise siyahilerin toplumdan dışlanması, insanların ön yargıları ve bencillikleri geliyor. Hangi zamanda olursak olalım bu gerçeklerin hâlâ devam ettiğini görmek insanı üzüyor. Kitabı okurken, keşke bu zamanda da Atticus gibi karakterler çoğalsa diyorsunuz.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen her zaman umudun olduğunu unutmuyorsunuz. Bedel ödemesi gereken kişiler ya da ders alınması gereken olaylar elbet zamanı gelince oluyor.
Bazı kitaplar sizi kendi dünyasına götürür; bu kitapta böyleydi. Sanki ben hep orada durmuş, izlemiş, tanık olmuş gibi hissettim. Scout’un dünyasına adım atmak, onun gözünden insanları ve olayları görmek kitabın büyüsünü daha da hissettirdi bana.
Okuyacak olanlara şimdiden iyi okumalar, okumamış olanlara da tavsiyemdir: bu kitap sadece bir hikaye değil, insanlık ve adalet üzerine düşündüren bir deneyim. Bülbülü ÖldürmekHarper Lee