8/10
·96 syf.··
2025 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2025 09:15
Mevdudi'nin hacmi küçük görünse de temel eserlerinden bir tanesi. Müellif öncelikle İslâm ve cahiliyenin sürekli devam eden çatışmasında tecdid kavramının ne olduğunu açıklamakla başlıyor. Tecdid kavramını anlayabilmek için de önce İslâm'ı, buna bağlı olarak da cahiliyeyi anlamamız gerektiğini belirterek temel açıklamalarda bulunuyor. Ateizm, politeizm, asetizm ve İslâm'ın nasıl ortaya çıktığından, hangi özellikleri taşıdığından bahsediyor. Müceddid ve müteceddid farkını da ortaya koyarken neden bir tecdid hareketine ihtiyacımız olduğunu da açıklıyor. Akabinde tecdid hareketinde önemli aşamalar kaydeden, başarılı olarak gördüğü bazı müceddid isimleri anlatıyor. Ömer b. Abdülaziz, Dört İmam, İmam Gazzalî, İbn Teymiyye, Ahmet Serhendi (İmam Rabbani), Şah Veliyyullah Dehlevî, Seyyid Ahmet ve İsmail Şehit'in yaşantısına dair derinlemesine bir inceleme yapmadan bilgilendiriyor. Kimisinin müellifin belirttiği 9 aşamalı tecdid hareketini tüm aşamalarıyla gerçekleştirmesine ömrü yetmiyor kimisinin de hataları bu aşamaların tamamlanmasını engelliyor. Cahiliyenin Hz. Osman (r.a)'ın önceki iki halife kadar dirayetli olmamasından sebeple başladığını, yüzyıllar geçtikçe daima tevhidin ve küfrün sırayla hakim olduğuna işaret ediyor. Bazı dönemler küfür idrak edemeyeceğimiz noktalara kadar gelmiş, bütün inançların karmaşası vücut bulmuştur. “Bir gün gelecek ki, insanlar haramları helal kabul etmek için o şeyin ismini değiştirecekler.” hadis-i şerifinin yaşandığı dönemler. Müceddid olarak anılan bu zâtlar da bu küfür ortamına rağmen İslâm'ı tüm gereklilikleriyle anlamış, hayatına tatbik etmiş ve zamanı geldiğinde de sorumluluk bilinciyle tecdid hareketi başlatmış olan isimler. Aklıma Âl-i İmran suresinin 140. ayet-i kerimesi geldi. Rabbimiz buyuruyor ki: “İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez.” Müellifin görüşlerine 2 noktada dikkat çekmek gerekiyor: Mezheplere ve tasavvufa karşı tutumu. Mevdudi içtihat oluşturulmasını elzem olarak gören ve dört imamı da müceddid olarak kitabında anlatan birisi. Fakat zaman geçtikçe insanların mezheplere karşı taassubunu eleştiren, İslâm'ı bir bütün olarak görmekten men ettiğini ifade eden bir görüşe sahip. Zamanında insanların güvendikleri kişilerden fetva aldığını, ayrıyeten mezhep ayrımı olmadığını anlatıyor. Peygamber Efendimiz'in ﷺ her türlü sünnetini kabul etmeli ve mensup olduğumuz mezhep harici görüşleri külliyen reddetmemek konusunda kesinlikle katılıyorum. Fakat mezheplerin ayrıştırıcı olduğuna dair bakışına katılmıyorum. Diğer mesele ise tasavvufa karşı tutumu. Kendisi meseleyi işbu eserinde de açıklıyor. İslâm'a uygun olan ve İslâm ahlakının şekillendirdiği tasavvufa karşı olmadığını ifade ediyor. Şeyh-mürit ilişkisinde şeyh olarak addedilen kişinin harama yönlendirişi ve İslâm'a aykırı olan ifadelerinin asla kabul edilemeyecek olmasıyla beraber özellikle Seyyid Ahmet ve İsmail Şehit'in dezavantajları olarak da bu tasavvuf anlayışına dur diyemediklerinden bahsediyor. Ayrıyeten İmam Gazzalî'yi de tasavvufa fazla kaptırmasını eleştiriyor. Müellefin ailesi ve kendisi tasavvuf mensubu insanlar. Kendi tarafından yorumluyor. Dünya hayatındaki her dönem için geçerli olan kaideleri ifade etmiş müellefimiz. Dili akıcı ve dikkat çekici, her Müslüman'ın kendine ders çıkartabileceği, çıkartması gerektiği kıymetli bir eser. Keyifli okumalar dilerim.
Din
İslâm'da İhyâ HareketleriEbu'l A'lâ el-Mevdudi · Pınar Yayınları · 2016198 okunma
·
96 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.