Resûlullah'ı ﷺ bir gölge gibi takip etmesi ve onun rahle-i tedrisinde özenle yetişmesi itibarıyla ilimde derya olan ve tarif edilemez cesaretiyle bildiğimiz İbn Mes'ûd'un şu duası, duamız olsun:
“Allah'ım! Senden, geri dönüşü olmayan bir iman, tükenmeyen nimetler ve ebedî cennetinin en yüksek yamaçlarında bulunup Allah Resûlü'nün dostu/komşusu olmayı isterim.”
Kim geçim sıkıntısından dolayı insanlara dert yanarsa, onun ihtiyacı giderilmez, açığı kapanmaz. Geçim darlığını Allah'a arz eden kimseye ise Allah, sıkıntısını giderip bolluk ve bereket ikram eder.
Efendimiz'in ﷺ “Müslümanların istişaresi olmaksızın bir kişiyi yönetici tayin edecek olsaydım bu kişi İbn Mes'ûd olurdu.” buyurması, belki de İbn Mes'ûd'un emanete riayeti henüz genç yaşlardan itibaren içselleştirmesi sebebiyledir.
Hz. Ömer (ra) de bu olaya istinaden zaman zaman “Ebû Bekir bizim efendimizdir; o, diğer efendimizi (Bilâl'i) özgürlüğüne kavuşturmuştur.” ifadesini dile getirmiştir.