·420 syf.····Okunma: 13 Nisan 2018 22:11 Kitaba başlamadan önce kitap hakkındaki yorumları okumuştum içlerinde olumsuz eleştirilere de rastlayınca biraz önyargı ile kitaba başlamıştım. Ama bu kadar beğeneceğimi ve bu kadar alıntı paylaşabileceğimi tahmin etmiyordum..
Ella Rubinstein adlı bir Amerikalı kadın ile Aziz Zahara adlı bir tasavvufçunun güncel hayattaki dünyevi aşkı ile "Şems ile Mevlana'nın" arasındaki otobiyografik mistik aşkı "Aşk şeriatı" adlı kitap içinde kitapta anlatıyor. Kitabı raporunu yazan, A.Z. Zahara ile konuşan Ella degil bendim sanki. Öyle ki hapsoldum.
Her satırını sindire sindire okudum, benliğimi tarttım ve kendimi buldum diyebilirim. Rumi ile Şems dostluğu, Mevlana ile üç- üç buçuk yıl süren beraberliği neticesinde onun hayatında yeni ufukların açılmasına vesile olmuş, onun ilahi aşkın potasında eriterek, kamil bir Hak aşığı yapmaya muvaffak olmuştur. Özellikle "Vakit tamam olunca ipeğin bekası için ipekböceğinin ölmesi gerekir" diyerek Şems'in kendini feda etmesi. Hayran olmamak elde değildi.
Şems Tebrizi'nin dediği gibi: "Her hakiki aşk umulmadık dönüşümlere yol açar. Aşk bir milâd demektir. Şayet "Aşk'tan önce" ve "Aşk'tan sonra" aynı insan olarak kalmışsak, yeterince sevmemişiz demektir. Birini seviyorsan onun için yapabileceğin en anlamlı şey değişmektir!"
Birde Şems'in kırk kuralı eklenince gerçekten kendini sorgulayip, değişmeye başlıyor insan.
Ella A.Z. Zahara'nin mistikligine aşık olurken bende Şems Tebrizi'nin dobraligina, cesaretine, ve karakterine aşık oldum diyebilirim.