Gönderi

8/10
·1062 syf.··
Beğendi
·
2025 34. kitabı
Kitabı bitirmek benim için bir irade terbiyesiydi. Kendimi Tarkovski yada Nuri Bilge Ceylan filmi içinde hissettiğim zamanlar oldu. Dolayısıyla içerik olarak herkesi tatmin etmeyebilir. Her nasıl bu tarz filmleri izlemek için insanın kendisiyle vakit geçirebilme ve yalnız kalabilme kapasitesi olması gerekiyorsa bu kitap içinde benzer benzetmeyi yapabilirim. Okumaya başlamanız için önce dingin bir ruh hali daha sonra doğru bir zaman aralığı tavsiye ediyorum. Böylece okumanızı keyifli hale getirebilirsiniz. Romanımızda betimleme ve tasvirler ön plana çıkıyor. Bu betimleme ve tasvirler romanın büyük bir kısmını oluşturduğu için açıkçası sıkıcı hale gelebiliyor. Rusçam yeterli olmadığı ve çeviri okuduğumuz için yazarın üslubuna dair bir şey söyleyemiyorum. Hissiyatım, belkide bu romanı başyapıt yapan yazarımız Lev Tolstoy'un kendi dilindeki edebi üslubudur. Kitabın adı her ne kadar Anna Karenina olsa da içerik olarak üç hatta dört kitabı barındırdığını söyleyebilirim. Ben şahsen kitabı daha önce duyduğum Levin karakteri için okumaya başladım. Bir çoğunuzun bildiği üzere Tolstoy'un otobiyografik karakteridir. Burada yazarı tanıma şansınız olacak. ( Kitabın sonlarına doğru yazarımızın Levin karakteri üzerinden "hayat" üzerine bir monoloğunu inceleme sonuna alıntı olarak bırakıyorum. Sanırım en sevdiğim kısımdı) Anna,Vronsky ve Levin,Kiti karakterleri üzerinden iki ayrı kitap olarak romanın genel kapsamının inşa edildiğini söyleyebiliriz. Rus aristokrasisi, sınıf farkları, dönemin toplum hayatı, köy yaşamı ve yazarın otobiyografik karakteri levin üzerinden insanın hayata dair anlam arayışı gibi konuları işlediğini söyleyebiliriz. Yazarımız her karakterin zihninden olayları yaşamamız, anlamamız ve hissetmemiz konusunda derinliği bize aksettirmede oldukça mahir. Bir kıyaslama yapmak gerekirse okuyanlar bilecektir Fyodor Dostoyevski olaylara sosyolojik perspektiften bakmamızı ve olay örgülerini, içsel çatışmaları ve psikolojik derinlikleri çoğunlukla monolog halinde bizlere sunarken, Lev Tolstoy şahıs üzerinden daha dünyevi bir bakış ile günlük yaşamdan, mutluluk ve amaç arayışı ile insanların birbirleri ile olan ilişkileri ve dialoglarına bağlı özgün bir anlatımı var. Dostoyevski yada Tolstoy, herkesin bir tercihi vardır. İki yazarın da başyapıt denen eserlerini okumuş ve zaman ayırmış birisi olarak benim seçimim belli. Neden Tolstoy yada neden Dostoyevski ? Sebebini konuşmak isteyen olursa mesaj kutuma bakıyor olacağım. Bu meselede ilginç yaklaşımlara ihtiyacım varmış gibi hissediyorum. Yada seçim yapmak zorunda mıyız ? Üstadların keyfine varalım :) Keyifli okumalar sağlıcakla kalın... Tolstoy'un otobiyografik karakteri Levin'den hayat üzerine... Gelişme nereden geliyor nereye doğru gidiyor ? Sonsuz bir gelişme ve mücadele olabilir mi ?Ve en çok bu yolda kafa yorduğum halde hayatın anlamını heyecanlarımın ve isteklerimin anlamını yine de kavrayamadığım için hayret ederdim.Oysa içimdeki heyecanların anlmaı, hep onlara uygun yaşayacak ve bir köylü bana Tanrı için, ruhun için yaşamalı dediğinde şaşıracal ve sevinecek kadar acıkmış. Ben hiçbir şey keşfetmedim. Yalnızca neyi bildiğimi öğrendim. Hayatın bana sadece geçmişte değil, şimdi de verdiği gücü anladım. Aldatmacadan kurtuldum efendimi tanıdım. Bu inançlara sahip olmasaydım, kendi çıkarlarım için değil, Tanrı için yaşamam gerektiğini bilmeseydim nasıl biri olur, hayatımı nasıl geçirirdim? Hırsızlık yapar, yalan söyler, adam öldürürdüm. Hayatımın en büyük sevinçlerini oluşturan şeylerin hiçbiri benim için var olmazdı. Soruma yanıt arıyordum. Oysa sorumun yanıtını bana düşüncelerim veremedi, düşüncelerim, sorumla karşılaştırılamayacak durumda. Yanıtı bana hayatın kendisi verdi, neyin iyi neyin kötü olduğu benim öz bilgim içindeydi. Bu bilgiyi ben kazanmadım, herkesle birlikte bana da bu bilgi verilmişti, verilmişti, çünkü ben onu hiçbir yerden alamazdım. Nereden aldım onu? Çevremdekileri sevmem ve öldürmemem gerektiği sonucuna aklımla mı vardım ? Bana bunu çocukluğumda söylemişlerdi, ben de sevinçle inanmıştım, çünkü bana söyledikleri şey benim ruhumda varı zaten. Peki bunu kim ortaya çıkarttı? Akıl değil. Akıl , var olma savaşını ve isteklerimin yerine getirilmesine engel olan herkesi öldürmeyi gerektiren yasayı ortaya çıkarttıç. bu aklın sonucudur. Oyas başkasını sevmek akıllıca bir şey olmadığına göre, bunu akıl bulmuş olamaz. Evet gurur. Hem sadece aklın gururu da değil, aptallığı aynı zamanda. Ama asıl önemlisi, aklın düzenbazlığı, evet özellikle bu, özellikle aklın hilekarlığı...
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,5bin okunma
·
36 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.