Distopya okumayı seven biri olarak Biz’i herkesin okuması gerektiğini düşünmemin birkaç net ve samimi nedeni var. Öncelikle, bu roman türün neredeyse başlangıç noktası. Bugün çok sevdiğimiz 1984 ya da Cesur Yeni Dünya gibi kitapların köklerini Zamyatin’de görmek çok ilham verici. Distopyaların neden böyle bir dile, atmosfere ve eleştirel tona sahip olduğunu anlamak istiyorsam, dönüp Biz’e bakmam şart gibi geliyor.
Bir diğer sebep, romanın “gelecek” anlatmıyor oluşu. Aslında bugünü okuyoruz: şeffaflık adı altındaki gözetim, algoritmaların hayatı yönetmesi, mahremiyetin giderek buharlaşması… Zamyatin’in yüz yıl önce yazdığı dünyanın bugün neredeyse sıradanlaşmış olması beni hem şaşırtıyor hem de biraz ürkütüyor. Distopya okurken hissettiğim o hafif tedirginlik, burada çok daha gerçek bir şeyin izine dönüşüyor.
Bir de D-503’un anlatımı var. Distopyalarda genelde dış baskıyı okuruz; burada ise bir insanın zihninin içeriden nasıl çözüldüğüne tanık oluyoruz. Başta makine gibi konuşan birinin, duygular ve özgürlükle temas ettikçe nasıl çatladığını görmek çok etkileyici. Bu psikolojik dönüşüm bile tek başına kitabı değerli kılıyor.
Ayrıca politik eleştirisi de çok çarpıcı. Mutluluğun itaatle eşitlendiği, seçimin yük sayıldığı, bireyin kusur olarak görüldüğü bir düzenin nereye varabileceğini bu kadar açık anlatan başka çok az metin var. Tüm o cam mimari, matematikle kutsanmış düzen, steril hayat… Hepsi bir eleştiri olduğu kadar, insanı makineleştirmeyi hedefleyen sistemlere karşı bir uyarı niteliğinde.
Kısacası Biz, sadece iyi bir distopya olduğu için değil; türün neden var olduğunu, hangi korkulardan ve hangi sorulardan beslendiğini görmek için de okunması gereken bir kitap. Benim için hem kökleri anlamak, hem bugüne farklı bir yerden bakmak, hem de insanın içsel dönüşümünü takip etmek açısından çok özel bir eser. Bu yüzden distopya seven herkesin mutlaka okuması gerektiğine inanıyorum.
BizYevgeni İvanoviç Zamyatin · Aylak Adam Yayınları · 201611,9bin okunma