İlk sayfalarda oldukça tepkili olmakla birlikte...
8/10
·80 syf.··
2025 42. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2025 01:22
Schopenhauer, Aşkın Metafiziği’nde iki cinsin birbirine olan bağını, türün devamı için verilen donanımın ürettiği duygulardan ibaret olduğunu iddia ediyor. Bunu bugünün bilimiyle biyolojik nedenler, ilkel dürtüler, sürüngen beyin, alt beyin ve limbik sistemde karşılığı olan düşünceleri üzerinden çok doğru ve güzel bir şekilde açıklamış. Doğada dişinin ve erkeğin bir misyonu var; biyolojik sistemleri bu misyona uygun şekilde var olmuş. Yani bazı gözlemleri doğru ve bilimsel olarak destekleniyor, fakat insanı en ilkel hayvani yazılımı üzerinden ele almış. Ama insan sadece ilkel beyinden ibaret değil; üst beynimiz, frontal korteksimiz ve parasempatik sistemimiz, alt beynin gücünü yönetebilecek muazzam kapasiteye sahip. İnsanı insan yapan, hayvandan ayıran zaten beynin bu kısmı değil midir? İnsan ilişkilerinde verdiği örneklerde (türün devamına kitlenen aşk için cinayet, ihanet ve intihar gibi) bana bu insanların, düşünsel olarak beyninin insan olma farkımız olan üst bölümünü geliştirmekte minimal düzeyde kalmış olabileceğini düşündürdü. Ayrıca Schopenhauer’ın kadını aşağıladığı izlenimi veren tespitleri de, ilkel donanım açısından bilimsel olarak doğru; ama şu ayrıştırıcı detayla çok eksik hatta hatalı oluyor. Ne erkek ne de kadın ilkel donanımdan ibaret değil. Beynin üst kısmında kadın-erkek farkı çok minimal. Yani bir kadın üst donanımı geliştirdiği takdirde bir erkekten çok daha üstün olabilir, bir erkek de bir kadından. İlkel donanımını alt etmede ve insan tarafını geliştirmede birbirleriyle yarışabilirler. “Ayrıca Schopenhauer’ın, kadınlarla ilgili bazı sert ifadelerine rağmen, O'nun kişisel travmalarından yola çıkarak fikir üretecek bir filozof olmadığını düşündüğümü de belirtmek isterim.”
Felsefe-Düşünce
Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği)Arthur Schopenhauer · Say Yayınları · 202016,8bin okunma
·
629 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kitapta hayvani olan tutkuya daha çok odaklanmıştı ama şöyle bir yerde içgüdüye hizmet eden davranışlarla akla hizmet eden kısımlardan ayrı bahsettiğini hatırlıyorum. #249854655 Bir de kitapta bahsedilen, neslin devamına yönelik hayvani güdüleri bir yerlerden duyan veya okuyan ama üzerinde düşünmeyen bazı insanların kendi saçma sapan davranışlarına "napalım bilimsel olan bu" şeklinde kılıf uydurduğuna denk gelmiştim birkaç kez. Bunları görünce şöyle düşünüyorum: Düşünmeyen bir insanın okuması, okumamasından daha iyi olabilir. Ve bazen hiç bilmemek yarım bilmekten daha iyidir. Eğer yarım bilgi bizi o bilginin diğer yarısına götürmüyorsa... Şu alıntıda da dediği gibi: #161229518
Derya
Gönderi Sahibi
Evet ama ne derece mantık devreye giriyorsa çekim o derece iniyor diye anlatıyor. Olur ama bir tür ortaklık gibi çekimsiz. Bu durumda muhtemelen türün devamı için başkasına güdülenecek evlilik esnasında :) Yani türün devam kalitesi için yükselen çekim yoksa genetik anlamda uyumsuzluk var demek, sağlıksız zayıf bebek demek. İçgüdülere göre türün devamı tehlikeye giriyor mantık evliliğinde . İçgüdülerimiz huzurumuz için değil türün devamı için canla başla çalışıyor diye anlatıyor tüm kitapda. "En ulvi sandığınız aşkların altında dahi içgüdüleriniz yatar" diye özetlemiş yazar. Evlilikte sadece mantıkla uyumlu bir yoldaş seçersiniz yani. İkisi bi arada olan da elbette vardır nadir olmakla birlikte.
Bence kitaptan maksimum verimi almışsınız ve eksik noktalarını da harika tespit etmişsiniz. Tüm çıkarımların altına imzamı atıyorum. Güzel, isabetli, kıymetli bir inceleme. 👍🏻
Derya
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim. Ben de okumanıza sevindim. 😊