·116 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Kasım 2025 21:29 "SAFDİL"
“Hangi anlaşılmaz mekanizma organları duygulara ve düşüncelere tabi kılmıştır? Tek bir acı düşünce nasıl olup da kan akışını bozabilmekte ve bozulan bu kan akışı insanın zihninde düzensizliklere yol açabilmektedir? Göz açıp kapanıncaya kadar tüm yaşam kanallarına yayılan, duyguları, hafızayı, kederi veya sevinci, mantığı veya kafa karışıklığını oluşturan, insana unutmak istediklerini bütün dehşetiyle hatırlatan ve düşünen bir hayvanı hayranlık uyandıran bir varlık veya acınası bir mahlûk hâline getiren, özünü bilmediğimiz, fakat varlığı kesin olan, ışıktan bile hızlı bu akışkan madde neyin nesidir?”
"Her şey en iyi şekilde oluyor" diyenlere Voltaire'den tok bir cevap: Safdil! 1759'da yayımlandığı andan itibaren Avrupa'nın entelektüel iklimini sarsan bu kısa ama güçlü roman, güncelliğini hiç yitirmeyen bir eleştiri sunuyor. Fransız Edebiyatının ve Aydınlanma düşüncesinin bu unutulmaz ismi, sadece edebiyatla sınırlı kalmayan; felsefeden siyasete, dinden toplum eleştirisine uzanan cesur bir entelektüel miras bıraktı. Gerçek adı François-Marie Arouet olan Voltaire, 18. yüzyıl Avrupa'sını derinden etkileyen bir isimdi.
Voltaire, eleştirel zekâsı ve hiciv ustalığıyla döneminin kutsal sayılan kurumlarına meydan okudu. Özellikle Felsefe Sözlüğü ile kiliseyi, mutlak monarşiyi ve toplumun dogmalarını acımasızca eleştirdi. Onun eserleri, Fransız İhtilali'nin fikri temellerini atan metinler arasında yer aldı.
Safdil'de bizleri dünyanın "mümkün olan en iyi dünya" olduğu yanılgısından uyandırıyor. Ana karakterimiz Candide'in başına gelen felaketler dizisi -savaşlar, depremler, engizisyon işkenceleri- Leibniz'in felsefesinin ne kadar gerçeklikten uzak olduğunu gözler önüne seriyor. Pangloss karakteri ise, en korkunç trajediler karşısında bile teorisinden vazgeçmeyen kör iyimserliğin temsilcisi. Candide'in Almanya'dan başlayıp Türkiye'ye uzanan yolculuğu, sadece coğrafi bir seyahat değil. Voltaire, bu yolculukta:
· Kilisenin ikiyüzlülüğünü
· Aristokrasinin yozlaşmışlığını
· Savaşın anlamsızlığını
· Adaletsiz yargı sistemlerini
· Sömürgeciliği
acımasızca eleştiriyor.
1767'de yayımlanan Safdil romanı, Voltaire'nin edebi dehasının ve siyasi manevra kabiliyetinin en çarpıcı örneklerinden biri. Romanın hikâyesi oldukça ilginç:
· Cizvit tarikatının Fransa'da yasa dışı ilan edilmesinden sadece üç yıl sonra yayımlanması
· Voltaire'nin, Cizvitleri rahatça eleştirebilmek için Jansenizmin önde gelen ismi Pasquier Quesnel'i kurgusal kaynak olarak göstermesi
· Hafif davranışlı kadınlar, din adamları ve saf bir Huron Kızılderilisi'nden oluşan renkli karakter kadrosu
Günümüzde "pozitif düşünce" kültürünün her derde deva olarak sunulduğu bir dönemde, Safdil'in mesajı daha da anlam kazanıyor. Voltaire bize şunu hatırlatıyor: Gerçek mutluluk, dünyadaki kötülükleri görmezden gelmekte değil, onlarla yüzleşmekte ve üretken bir şekilde mücadele etmekte yatıyor.
Voltaire'in ünlü sözünü hatırlayalım:"Bahçemizi ekelim." Safdil'in bize öğrettiği en önemli ders belki de bu: Teorik tartışmalarla zaman kaybetmek yerine, pratik çözümlere odaklanmak ve dünyayı küçük de olsa olumlu eylemlerimizle değiştirmeye çalışmak.
Bu kitap, hayata dair iyimser beklentileri olan herkesi sarsacak, düşündürecek ve belki de daha gerçekçi bir bakış açısı kazandıracak. Gerçeklerle yüzleşmeye hazır mısınız?
Kitapla Kalın.