Oğuz Atay dili ile tanıştığım ikinci kitabı. İlki tabiki de Tutunamayanlar
Oğuz Atay'ın dilindeki ustalık, olayları ifade etme gücü, okurken düşündüren, satırlarında kaybolduğum o güzel alıntılar..
Gelelim Tehlikeli Oyunlar kitabının kurgusuna. Atay, sıradan gecekonduda yaşayan Hikmet Benol'ü eserinde ele alır. Hikmet Benol'ün zihninde kurgulanan birden fazla karaktere sahip oyunlar üzerinden aktarılır. Aslında kafasında yarattığı bu oyunlarda içsel hesaplaşmalar, benlik bütünlüğü, toplumsal eleştiriler, sorgulayıcı kişilik, insanlarla kurulan bağlar göz önüne çıkmaktadır. Oyunlardaki kurgular üzerinden yaptığı bir çok ironik ve felsefi düşünceler okuyucuya aktarılmıştır.
Kendi düşüncelerime gelecek olursam okurken anlamakta zorlandığım kısımlar oldu. Eserde hem tiyatro hem psikolojik hem felsefik aktarımlar olması klasik anlatımın dışına çıkıp karmaşık ve katmanlı anlatım okuyucuyu zorlayabiliyor. Ama dil ve kurgu o kadar güzel ki alıntalarda insan kendini bulabiliyor. Yine kitabın çoğu yerini çizerek ve sindirerek okudum. İyi ki okudum. Bu arada kitabı bu kadar çok sevmemde katkısı olan Poyrazcım Karayel'e de teşekkürler. :)
Kapanışı aralarından yine çok zor seçtiğim güzel bir alıntıyla bitireyim.
Fakat, Allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım; böyle budalaca bir özleme kapılıyor. Bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. Tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. Fakat benim de sevmeğe hakkım yok mu albayım? Yok. Peki albayım. Ben de susarım o zaman.
Gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. :(
Keyifli okumalar..