Puan vermedi·184 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Kasım 2025 01:49 Kabuk, Zeynep Kaçar'ın üç kuşağın kalıplarını, kargaşalarını, ölümlerini, doğumlarını, yeniden var olmalarını, tekrar tekrar yok olmalarını anlattığı kelime. Evet tek bir kelime ile bunca şey anlatılıyor. İnsan kendisi olmadan var mıdır? Her gün her gün yok olmak, silinmek mümkün müdür, aşk nedir sahici midir? Ölümün neresinde yaşamın neresindeyiz? Ah şu kabuklarımız bizi koruyor mu yok mu ediyor? Sorularıyla boğuşuyoruz. Böylelikle üç kuşağın (anneanne, anne ve çocuk) 33 yaşını beraber yaşıyoruz.
Bölümlerin her biri bu üç kişinin açısından, ağzından anlatılmaktadır. Kitabı okumaya başlar başlamaz kaosun, yıpratıcı kelimlerin içinde buluyoruz kendimizi. Zeynep Kaçar'ın üslubu bazı okurlara sert, çok açık, müstehcen gelebilir. İnsanın tüylerini ürperten cümleleri okuduğumuz doğru. Hayatın böyle bir yönüne, kabuğuna baktığımızda süslü kelimelerden ziyade küfürler, beddualar, sayıp sövmeleri görüyoruz hâliyle. Herkes kendi kabuğuna lanetli.
İlk okumaya başladığımız zaman karakterler, olaylar karışıyor gibi hissettirse de kitabın ortalarına doğru yavaş yavaş oturtuyoruz durumları. Acelemiz yok değil mi? Zeynep Kaçar'ın üslubu ve olayları anlatış biçimine de alışıyoruz bu süreçte ve kitap daha da sürükleyici ve bir yandan da daha kaotik oluyor. Yalan dolanı, ahlaksızlığı, aynalarımızı görüyoruz, aynada kendimizi. Korkuyoruz
Kitap uçlardaki zihinlerin kalıntılarını döküyor bizlere. Uçlarda olmak evet.
Çok görünür olmak veya görünmez, silik olmak. Tutunabilmek veya tutunamamak, düşmek hep. Fedakarlıklar veya içten içe bencillikler. Ağırlaştıkça ağırlaşmak veya hafiflemek. Hep uçlarda zihin, hayat, yaşam, ölüm, KABUK.
"Bir bankta oturur buluyorum kendimi. İnsanlar gelip geçiyor. Geçip gidiyor. Hayat önümden bir nehir gibi akıyor. Ne çok insan var diye düşünüyorum bu şehirde. Ne çok hayat. Ne çok hikaye. Ne çok telaş, korku, umut, endişe, ne çok gelecek ve hiç gelmeyecek ne çok gün, gece... Bir anda bitiyor oysa her şey, sözleşmeler feshediliyor, dükkânlar kapanıyor, şirketler iflas ediyor, bir anda işten kovuluyor insanlar, birbirlerini terk ediyorlar anlamsız sebeplerle ve sonra başka insanlara koşuyorlar, başka işlere, başka evlere taşınıyorlar. Yeni hayatlar kuruluyor kolayca, yeni başlangıçlar, umut hep. Hep boktan beş para etmez bir umut. Neyi arıyorsun, neyi bulacaksın? Bulursan yetecek mi, avunacak mısın bulduğunla bir ömür? Şu da olsun başka bir şey istemiyorum yalanına kaç kez inanacaksın? Nasıl olacak da dinecek aramak ve bulmak arzusu? Şu kadın aradığı adamı bulunca sonsuza kadar mutlu olacak, şu adam istediği işe kabul edilirse emekli olana kadar gık demeden çalışacak, şu kağıt toplayan çocuk altın bir yüzük bulduğu gün dünya onun olacak...
Hepimiz yalancıyız."
(sayfa 164)
İyi okumalar.