Marcus Aurelius
Aurelius, zihnin ve aklın bir arada kullanılmasına çok fazla atıfta bulunur. Akıllı, ihtiyatlı, sağduyulu olan biri mutlu huzurlu olacaktır her koşulda. Fikirlerinde ve yargılarında sebatkar olan kimseler mutludur. Dışarıdan mutlulukları engellenemez. Bu kişiler erdemli, ahlaklı, doğruyu savunan açık ve net konuşan kimselerdir. İdeal ve mutlu olan kişilerdir. Bunun dışında haz ve duyguları üzerinde irade erdemine sahip olmayan kişiler bedbaht kişilerdir. Mutsuz olup yakınırlar.
Kendini doğa ile uyumlu kılma ve doğayı kabul etme söylemini de çok fazla kullanır. İşte bu doğaya uygun davranmayan; duygusallığa ve haza kapılan kimseler yakınan kişilerdir. Bunlar mutsuz olurlar. "Elinde olmayan, doğasına karşı gelemediğin şeyler için neden üzülesin, yakınasın" der, Aurelius.
Zihnini doğaya uygun kullandığın zaman elinde olmayan şeyler için neden üzülesin. Aklını kullandığın sürece seni hiç bir şey üzemez. Bu engel yaşamanı bile engelliyorsa bu engeli aşan kişilerin de öldüğünü söyler bize Aurelius. Sebebini kendinde veya tanrıda arama der. Aurelius'un tüm bu rahatlığının sebebi de tüm bu zorlukları ve engelleri ve doğanın uygun gördüğü şeyleri kadere ve tanrının öyle buyurmasına bağlar.
Aurelius'un duygusal zorluklar ve hayattaki engellere karşı bu kadar soğukkanlı, bilinçli, sağduyulu olmasının sebebi birincil olarak tanrısallığa bağlamasıdır. İkincil olarak da doğanın yapısı ve kanunu budur diye düşünmesidir. Bu iki düşünceyi çok sık tekrarlar. Hatta bir yerde şeyi söyler "Yolunun önünü böğürtlen çalıları kapladı diye söylenme çünkü doğa/evren kendine uygun şekilde davranmıştır. Nasılki bir marangozda talaş, ayakkabıcıda yonga görürsen ayıplama çünkü onlar sana gülerler." yani evrenin doğası neyse o olur.
Aurelius sürekli hayatın amacından ve insanın hayatta nasıl davranması gerektiği hakkında konuşur. Sürekli derki ün, şöhret önemli değildir ölüp gideceksin unutulacaksın. Bir sürü imparator ve düşünürü örnek verir. Bu insanların arkalarından övgüyle anılması onun için bir şey ifade etmez. Yaşadığımız süre çok kısıtlı onu da erdemli şekilde toplum için yaşa der. Saydığı bir çok erdem arasında önemli akılda kalanlar; bilgiyi insanlara yay, topluma yardımcı ve anlayışlı ol, güvenilir, sebatkar ol. Yalan yanlış konuşma. En çok vurguladığı da topluma yararlı ol. Başkalarının ve hayatın olumsuzluklarına aldırış etme der. Bu yönü de kader ve tanrı inancından ileri gelmektedir.