10/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2018 27. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2018 23:05
Tam tamına altı yıldır alıp defalarca ilk sayfalarını okuyup, çoook sıkıcı bulup elimden bıraktığım bir kitap O güne kadar-romanın yazılmaya başlandığı zaman 1970- daha doğrusu günümüzde bile pek alışık olmadığımız roman tekniği ile karşımıza çıkmakta. Tutunamayanlar kendi alanında ilk ve tek olma özelliğini korumakta. İnsanın kendine, insanın insana, insanın topluma karşı olan yabancılaşmasının resmini gözler önüne sermekte. Hayal-rüya-gerçeklik üçleminde olay ağırlıklı olmaktan çok karekterler üzerinden bir anlatımı var. Diğer yazarlar gibi karekterlerine istediği gibi yön verip kişilik maskesi takmaktan ziyade, kendi tabiriyle, " Ben kahramanlarımın iplerini istediği gibi oynatarak insanlardan kuklalar yaratan büyük romancıların yeteneklerinden yoksunum. Roman kahramanlarına uygulayacak büyük nazariyelerim, onları peşinden koşturacağım büyük ülkülerim yok." der. Bu açıklamayla anşılan şu ki, Türk okuyucusu yeni bir roman çağının içine girmektedir. Yaşamın her anındaki insanı, ayrıntısıyla anlatmakta. İronik bir anlatımla yazar okuyanı düşündürüp gizli anlatımıyla toplumcu-gerçekçi anlatımıyla okuyucuyu toplsal yapıya dikkat çekmektir. Selim Işık ve Turgut Özben üzerinden binlerce karekter içinizde yaşıyor. Selim'in içinden yeni bir insan olan Turgut'u buluyoruz. Selimin intiharıyla başlayan her şey Turgut'u Selim hakkında arayışa itiyor. Selim'in arkadaşlarını bulup onlardan Selim ile geçirdikleri zaman dilimini kendisiyle paylaşmalarını istiyor. Amaç Turgut'tan önceki Selimi de tanımak. Selim'in intiharıyla aslında  kendi benliğini bulmaya çalışan Turgut, bir bakıyor ki kendisiyle Selim arasında hiçbir fark yok. Öyle bir an geliuor ki Turgut'ta geride hiçbir iz bırakmadan kayıplara karışıyor. Derin bir psikolojik anlatımıyla sizin ruhunuza işliyor. Gerçek çelişki şu olsa ki: En çok yarım bırakılan kitaplar arasında 1. En çok okunacak kitaplar arasında 3. Kitabın kalınlığı, sayfa sayısı gözünüzü korkutmasın( Bu durumu deneyimlemiş biri olarak diyorum) Alışık olduğunuz romanlar gibi bir konu ve akıcılık beklemeyin Kitabı elinize aldığınız anda "anlaşılmamazlık, akıcılık" yok denecek kadar az. Kitap bir yerden sonra karmakarışık olmaya başlıyor. Karakterler zihnimde belirsizleşti, her bir yerden bir karekter gidip bir karekter geliyor. Kitabın belirsizlik içersinde olması okurken  yormaya başlıyor insanı. Okuduğunuz paragrafı birkaç kez okuyabiliyorsuniz. Ilk 250 sayfada ne okuduğunuzu anlamadan okuyorsunuz sonra 300 dedimi biraz olsun her şey anlaşılır oluyor. Selim'i daha iyi tanıyorsun ve onun yerine kendini koyup olayları onun gözünden görmeye başlıyorsun. Sayfalar hızlı bir şekilde akıp gidiyor.  Turgut tüm hızıyla anlatımı kendine çekiyor. Kitap, akıcı bir roman olmaktan çıkıp piskolojik ve felsefik yönde size anlatıma sürüyor.Tamam şimdi kitabın ne anlatmak istediğini anladım derken; Günseli`in Selim hakkında konuştuğu bölüme geliyoruz. Sayfalarca anlatımda bir tek virgül, nokta işaretine rastlamıyorsunuz. Çünkü bugüne kadar hep noktala işaretlerine alışık okur olduğumdan ilk kez noktalama işareti kullanılmayan bir anlatıma denk geldim Özellikle karekter analiz ve seçimi çok başarlıydı; Yazarın kelimeleri kullanma yeteneği mükemmeldi, Alıntılar mükemmel , Olric yaratıcı deha Selim seni çok sevdim sen aslolan kişiliğinle başkahraman oldun.
Edebiyat
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
·
6 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
birkitapbirilktir
Gönderi Sahibi
Birbirinden bağımsız anlatımlar var kitapta hal böyle olunca sindirmek biraz zor oluyor. Uzun zamandır elimin altında olduğundan artık vicdan yaptım kendime:)