Orhan Kemal’in ‘ağlayarak yazdım’ dediği eseri…
Hikâye, denizde boğularak ölen, yüzüğü ile dikkat çeken bir kadın ile başlıyor. Bu kadını hayat nereden nereye sürüklüyor.
Mazhar isimli avukat gencin aşık olduğu (El Kızı) Nazan ile evlenmesi ve ardından aynı evde yaşadıkları annesi Hacer’in kötülükleri ile olay örgüsü anlatılıyor. Kayınvalidemiz, yetim ve öksüz olan El Kızını avukat oğluna hiç yakıştırmaz ve onu sürekli aşağılar. Bizans oyunlarını aratmayan kurnazlıklar ile oğlunu elinde tutmayı çalışır. Nazan ise temiz bir saflıkla hep iyi düşünüp iyi davranmaya çalışır.
Orhan Kemal kitapta gerçek hayatta yaşanmış ve hâlâ yaşanan acı gerçeklerle okurlarını yüzleştirmiş. Sadece gelin-kaynana çatışması değil, sosyolojik açıdan da önemli konuları ele alır.
Okurken, toplumun baskısını, iki yüzlülüğünü, menfaat peşinde koşmasını, duyarsızlığını görüyorsunuz. Kitapta her bir karakter bu döngüden çıkış yolu ararken dağılıyor.
Kitabın sade ve akıcı bir dili var, anlatımı güzel.
Hüzünle bitirdim kitabı.
Ah sonun böyle bitmemeliydi, Nazan…
(‘El Kızı’ romanından uyarlanan aynı adlı dizi de mevcut, eskilerden, izlemek isteyenler varsa ona da bakabilir).
Ben de okurken davul bile dengi dengine sözüne hak verdim.
Dengi dengine olmayan davulun toplum ve roman kahramanlarının kendilerinin kabullenemeyişini gördüm