İnsan bir şeyi uzun süre bekleyince içinde çatlaklar açılıyor, başparmağın tırnağını cildin aynı yerine tekrar tekrar bastırmak gibi. Bir yerden sonra derinlere, derinin altına, kemiğe varıyorsun, ondan sonra acı nihayet kesiliyor.” (s.167)
Kişisel travmalarla ülke tarihinin, özellikle de Doğu Almanya’nın o sancılı geçmişinin iç içe geçtiği çok katmanlı bir metin #k:501646. Roman olarak sunulsa da satır aralarında çok net bir otokurmaca hissi var. Yazar, aile tarihini ve toplumsal suskunlukları deşerken inanılmaz bir bilgi birikimi sunuyor.
Ancak itiraf etmeliyim ki metnin bu bilgi yoğunluğu ve tarihsel detaycılığı, benim hikayeyle duygusal bir bağ kurmamı biraz zorlaştırdı.
Edebi kalitesi tartışılmaz, anlatılanlar çok kıymetli ama ben okurken o beklediğim çekimi hissedemedim. Yine de yakın tarihle yüzleşme metinlerini sevenler için güçlü bir kaynak. Benim için “kalitesine saygı duyduğum ama mesafeli kaldığım” bir okuma oldu.
Anne Rabe