Albert Camus un Düşüş kitabı Jean-Paul Sartre ye göre onun en iyi romanı. Neden acaba?
Kitapta bir hakimin barda tanıştığı bir adamla giriştiği bir monoloğa tanık oluyoruz.
Kahramanımız yeni arkadaşına kendisini anlatıyor. Daha doğrusu eski halini, değişimini ve değişimine sebep olan içe dalışını.
Okurken sadece kahramanla yüzleşmiyorsunuz, kahramanımız kendi iç hesaplaşmasıyla topluma yani bize ayna tutuyor.
"Bir hesap gününe ne gerek var" diyor mesela hicivli bir şekilde, "herkes herkesi hergün zaten yargılamıyor mu, hem de iyi niyeti göz önünde bulundurmadan".
Amellerimizin nasıl maskeler ardında saklanmış kötü emeller barındırdığı ve onlardan sıyrılıp kurtulmanın, ve bunu yapmak toplum dışına itilmeye sebep de olsa, kendi iç huzurumuz ve inanırlığımız için, kendimizle barışık yaşayabilmek için ne kadar elzem ve gerekli olduğunun altını çiziyor.
O halde, değişimimizi rüzgara teslim etmekten vazgeçmek ve kendi vicdanımızın eline verme zamanı gelmedi mi?
Der FallAlbert Camus · Rowohlt Verlag · 198219,2bin okunma