Ateş Yolu yüzyılın dahi yazarlarından biri olan Stephen King’in yazmış olduğu derin psikolojik tahliller içeren örnek romanlarından. Bu kitabı daha önce okumuş olduğum hiçbir King kitabına benzetemiyorum. Hamuru farklı, terkibi dağ çilekli ve tadıyla ağzımda umami diyebileceğim bir aroma bıraktı.
Bart Dawes, 1973 Amerika’sında yaşayan; evli, iki çocuğunu acı biçimde kaybetmiş, çamaşırhanede düzenli bir işi olan ama elindeki yoluna giden az şeyi de kaybetmeye eğilimli bir kişidir. Karısı Mary kocasının son zamanlardaki garip davranışlarından rahatsız olmaya başlar. Özellikle evlerinin olduğu sokaktan yol geçeceğini öğrendikten sonra başka bir eve taşınmaları gerekiyorken kocasının bu inatçı tavrını bırakmasını ister. Ama Bart’ın durumu bu kadar basit değildir. Maalesef ki çoklu kişilik bozukluğuna sahiptir. İçinde yaşayan Fred ve George, günden güne Bart’ın aklına sahip olmaktadır. Birkaç ay içinde iş iyice kontrolden çıktığında tamir edilemez noktaya ulaşılmıştır.
Çaresizlik. İlk hissettiğim buydu. Bir evlat kaybetmek ölümlerin içindeki en kıyas gerektirmeyen seçenektir. Başa çıkmasının nasıl olduğunu tahmin dahi edemem. Özellikle “Harvey’nin Silahçı Dükkânına” gelip silah satın alırken geçen diyaloglar bana gösterdi ki insan zihni çok karanlık düşüncelere girebiliyor. Drake karakteri de kitapta sevdiğim önemli ve mantıklı biri olarak karşıma çıktı.
Eve gelen evi boşaltın kâğıtlarının da bu duruma kösteği büyük oluyor. Evin her köşesinde çocuklarından bir iz arayan Bart’ın elinde dinamit olması ve polisle çatışması şaşırtıcı gelmiyor. 1000K kitap dostlarına tavsiyemdir. Özellikle yavaş başlayan ama ruha dokunan psikolojik romanlardan hoşlanıyorsanız King’in bu romanına bir şans vermenizi tavsiye ediyorum. Gökyüzü kasvetli bulutlarla kaplansa bile o grilikleri yara yara ilerleyin.