Osman Balcıgil'in Yağmur Çiseliyor romanı, Cumhuriyet tarihinin acı hatıralarından biri olan Çorum olaylarını merkezine alarak, insanın karanlıkla sınandığı bir dönemin içinden ses veriyor. Yazar, bu çalkantılı dönemi tarihsel bir rapor soğukluğuyla değil, olayları bizzat yaşamış insanların nabzına dokunan sıcak ve sarsıcı bir dille aktarıyor. Roman, 1980 öncesi Çorum'da giderek tırmanan siyasi gerilimin nasıl toplumsal bir yangına dönüştüğünü anlatırken, esas odağını her türlü ideolojik çatışmanın ortasında savrulan masumlara çeviriyor. Kadınların, çocukların, gençlerin ve yaşlıların yaşadığı korkuyu, belirsizliği ve kayıpları duygu yoğun bir atmosferle hissettiriyor.
Balcıgil'in akıcı ve sahici anlatımı, romanı yalnızca bir dönem hikâyesi olmaktan çıkarıp güçlü bir insanlık anlatısına dönüştürüyor. Şiddetin kendisinden çok, şiddetin ruhlarda bıraktığı derin izleri anlatması, okuru olayların siyasi boyutundan ziyade insani tarafıyla da yüzleştiriyor. Bu yönüyle Yağmur Çiseliyor, toplumsal travmaların nasıl sıradan hayatları altüst ettiğini gözler önüne seren bir empati metni niteliği taşıyor.
Kitap hakkında zaman zaman "yanlı bir bakış açısı" taşıdığı yönünde yorumlar yapılsa da, romanın özü belli bir ideolojiyi savunmak değil, yaşanan dramların gerisindeki insan acısını görünür kılmak. Yazarın dili okuru bir taraf seçmeye zorlamıyor. Aksine, zulmün ve nefretin gölgesinde kalan insanların hikâyesini olduğu gibi sunarak vicdani bir farkındalığa çağırıyor. Bu da romanı ideolojik tartışmaların ötesine taşıyarak, insan olmanın kırılganlığına ayna tutan güçlü bir anlatıya dönüştürüyor..