Sevdiğim yazarlardan Nazan Bekiroğlu’ndan okuduğum denemelerden oluşan bir kitabı. Nazan hanımın şiirsel dili ve edebi üslubu hayran bırakıyor kendine.. Bu bir çırpıda okunan bir kitap değil. Olay örgüsü olmadığından, herhangi bir zamanda parça parça okunabilir. Çok beğendiğim sözleri, ya da bazı beni tanımladığını düşündüğüm, ustalıkla birbirine bağlanmış hikâyeler var.
Kitabın arka kapağında da dendiği gibi, Mavi Lale, dünün değeriyle birlikte günümüz değerinin sentezinden ortaya çıkmış, farklı benzetme ve fikirlerin yer aldığı hoş bir kitap.
Bir tarafta tarih. Öbür tarafta edebiyat.
Günlük hayata dair yazılar. Divana dair yazılar.
Kadın divan şairleri. Ortada yitik kalan bir lâle yok, binlerce lâle ‘yitik’ sıfatı almış isminin önüne.
Ve yitiklikler arasında bir kadın.
Nazan Bekiroğlu...
Ve sen Lâle;
gün geldi baş aşağı çizildin o en heybetli yapınla;
gün geldi Sultanlar Lâlezarında sergiledin imparatorluk görkemini;
gün geldi bir kaç çizgiden ibaret kaldın bir nakkaşın kamışında;
gün geldi ebrulî sayfalarda bir kaç ufak fırça darbesi oldun;
ve gün geldi,
gönlümüzün en kuytu köşesinde
sulanması unutulan bir lâle soğancığı.
Gün sulama günüdür yazarın vesilesi ile
Gülün alımlı rakibi, Osmanlının ihyası Mavi Lâle’yi…
Çok farklı edebi bir deneme, okumalısınız.