Ölüler Kıraathanesi’ne büyük bir beklentiyle başlamamıştım; hatta yazarın ilk romanı olduğu için biraz çekimserdim de. Ama yanılmışım. Daha şimdiden ilk kitabıyla insanı hemen sarıp sarmalayan harika bir yazarla karşılaştım.
Ölüler Kıraathanesi, sonu baştan belli olan romanlardan. Kitapta sekiz ölü anlatıcı var. Bu sekiz bölümde her bir karakterin geçmişine, öfkesine, mutsuzluğuna ya da pişmanlığına şahit olurken, yollarının bu kıraathanede nasıl kesiştiğini de adım adım öğreniyoruz.
Kitaba dair en sevdiğim şey Fatih Gezer’in karakter yaratımındaki yeteneği. Öyle ki her anlatıcının sesi, dili ve tavrı kendine ait. Açıkçası en çok da kitapta kurduğu bu çok sesliliği sevdim. Verdiğim puan da ortadayken, ne kadar çok tavsiye ettiğimi siz düşünün artık. :)
Küçük bir not düşmek isterim: Ölülerin ağzından anlatılması ve aynı olayın farklı karakterlerin gözünden yeniden şekillenmesi, bana benzer kurgusal yapılara sahip bazı romanları hatırlattı. Eğer bu kitabı sevdiyseniz, muhtemelen şu kitapları da seveceksinizdir:
ToprakMezarımdan YazıyorumYenişehir'de Bir Öğle Vakti