İnsan, çoğu zaman yaşadığı toplumun çizdiği sınırlar içinde doğar, yaşar ve ölür. Ancak bazıları, bu görünmez duvarların ardına geçmeyi başararak gerçek benlikleriyle yüzleşir. Bana göre kitap karakteri de tam olarak böyle bir yolculuk yaşamaktadır. Doğumundan itibaren, içindeki farklı kişiliği fark edene dek, kendisine kalan mirasın sağladığı rahatlıkla, hayatı hiçbir çaba göstermeden sürdürmüştür.
Fakat bir gece, yıllardır bastırdığı duygular aniden gün yüzüne çıkar. Bu beklenmedik karşılaşma, karaktere önce korku verir; yetiştiği topluma aykırı davrandığını, bu yüzden dışlanabileceğini düşünür. Ancak zamanla, keşfettiği bu yeni duyguların kendi hakikati olduğunu fark eder ve onlara tutunmaya başlar.
Bastırılmış hislerin su yüzüne çıkması, karaktere belki de ilk kez gerçek bir mutluluk yaşatır. Çünkü o, yaşamı boyunca her şeyi çabasızca elde etmiş; mücadelenin, kendini aramanın, değişmenin ne anlama geldiğini hiç bilmemiştir. Şimdi ise kendi iç dünyasıyla yüzleşerek, gerçek kişiliğine adım adım yaklaşmaktadır. Stefan ZweigOlağanüstü Bir Gece