Gönderi

Anlaşılamamanın Romanı
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2025 80. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2025 11:50
Bazı kitaplar hikâyesini anlatır, bazıları ise hikâyesini fısıldar. Altı Harfli Bir Tatlı ikincilerden. Okurken bir olaylar zincirine değil, bir hafızanın içinde yürüyorsun sanki. Bir çocuğun zihninden sızan geçmiş, kırık dökük anılar, sesler ve duygular… Her şey biraz bulanık ama fazlasıyla gerçek. Meltem’in Selime Teyze’ye gelişi, onun hikâyesini dinlemekten çok, kendi içindeki düğümü çözmeye gönderilmiş olması gibidir; başkasının hayatına dalarken, asıl kendi denizine düşer. Selime Teyze, romanın duygusal ağırlığını sırtlayan karakter. Hayatın yükünü sessizce taşıyan, söyleyemediğini susarak anlatan bir kadın. Onun varlığı hikâyeye bir tür “yaşanmışlık tortusu” bırakıyor. Çok konuşmuyor ama konuşmasına da gerek yok; çünkü suskunluğu her şeyi anlatıyor. Meltem’in evliliğindeki beklentileri “fazla” ya da “romantik” değil; aksine son derece sıradan ve insanidir. O, hayattan imkânsızı istemez. Sadece bildiği hayatı ister. Evlilikten beklediği şey, ideal bir erkek değil; bildiği evin yeniden kurulmasıdır. Alıştığı düzen, gördüğü ilişki biçimi, dedesiyle babaannesinin yan yana duruşu, bir evin nasıl “ev” olduğuna dair hafızasında bir şablon bırakmıştır. Meltem, evlenirken bu şablonu yanında getirir. Farkında olmadan. Sorun şurada başlar: İnsan çoğu zaman sevdiği insanı değil, tanıdığı hayatı ister. Meltem de eşinden bir adam değil, bir düzen bekler. Bir ses, bir tavır, bir susuş biçimi. Çocukluğunda nasıl sevilmişse, öyle sevilmek ister. Nasıl korunmuşsa, öyle korunmak ister. Ama karşısındaki adam, o evin içinden gelmemiştir. Aynı mutfağın kokusunu bilmez. Aynı sessizliklerin anlamını çözemez. Bu yüzden Meltem’in kırgınlığı aşka değil, yuvaya yöneliktir. Ve insan en çok “yuva” hayali yıkılınca incinir. Meltem’in geç gelen farkındalığı, romandaki en acı aydınlanmalardan biridir. Bu kitap bir “hikâye anlatımı” değil, doğrudan hafızanın içinden konuşan bir ses gibidir. Yazarın üslubu süslü değil, yer yer çiğ; ama tam da bu yüzden etkili. Anlatıcı dili bilinçli biçimde sade tutulur. Cümleler kısa, sözcükler gündelik, yapı neredeyse ilkokul kompozisyonu kadar düz. Bu bir eksiklik değil; bilinçli bir tercihtir. Duygular bağırarak anlatılmaz. Kimse uzun uzun ağlamaz, büyük cümleler kurmaz. Ama tam da bu nedenle acı sızarak gelir. Şermin Yaşar dramatize etmez; boşluğun kendisini yazar. Okuyucu o boşluğu kendi kalbiyle doldurmak zorunda kalır. Duyguyu tanımlamak yerine, duygunun bıraktığı çukuru bırakır. Yazar ruh hâllerini çok incelikli yakalar: İnsan bazen anlatırken susar. Çünkü karşısındakinin verdiği küçük bir cevap, koskoca bir ilişkinin röntgenini çeker. İnsanların anlattıklarımıza verdikleri tepkilerin kim olduklarını ele verdiğini gösterir. Bir insanın verdiği cevap, onun sevgisinden çok kapasitesini anlatır. Mehmet kötü değildir belki ama dardır. Meltem’in hikâyesi bu darlığa sığmaz. Yazarın çok güçlü yaptığı şeylerden biri de bilgiyle duygunun çakıştığı o andır. Hayatta sarsıcı olan şeyler genellikle böyle gelir: aniden, sade, merhametsiz. Bu kalemin genel karakteri şudur: Az konuşur, çok acıtır. Açıklamaz, hissettirir. Şiir yapmaz ama şiir gibi vurur. Melodramdan bilinçle kaçınır. Anlatıcıların iç diliyle yazılmış bir travma anlatısı kurar. Bu metnin başarısı estetik oyunlarda değil, dürüstlüğündeki sertliktedir. Yazar “güzel yazayım” derdinde değil, “doğru yazayım” derdindedir. O yüzden dili süssüzdür ve bu yüzden güçlüdür. Kısaca: Bu kalem okşamaz. Bandaj olmaz. Bu kalem yaranın kendisidir. Romanda tatlılar bir süs değildir; bir karşı çıkıştır. Normalde “tatlı yiyelim, tatlı konuşalım” denir; burada ise tatlı yenir ama konuşulan şey acıdır. Meltem’in bütün hikâyeleri tatlıların etrafında döner. Ama bu, hayata tat katmak için değil; hayatta tat kalmadığı içindir. Tatlı burada mutluluğun simgesi değil, eksikliğin yamasıdır. Ne kadar şeker, o kadar yokluk. Yazar şu hissi fısıldar: Hayat acıysa, tatlı da acıtır. Çünkü tatlı, mutluluğu değil, olmayan mutluluğun yerini tutar. Bu yüzden romanda tatlı doymaya değil, unutmaya yarar. İnsan karnını doyurmaz; boşluğunu doldurmaya çalışır. Bu kitapta tatlı, tadı olan bir şey değildir. Tatlı, tadı olmayan bir hayata tutunma çabasıdır. Bu kitap vurup geçen bir hikâye değildir. Her sayfada, her küçük anın içinde yeni bir darbe vardır. Okur olarak sarsılmazsın; yavaş yavaş çözülürsün. Hikâye bir kere acıtmaz; durmaksızın dokunur. Büyük bir travma anlatmakla yetinmez; gündelik anların içine gizlenmiş küçük ama öldürücü kırıkları gösterir. Bu yüzden “üzülmek” yetmez; iç burkulur, denge kayar, insan kendi hayatıyla yüzleşir. Romanın şiddeti bağırarak gelmez. Sessiz gelir. Ama işi bittiğinde ortalık dağılmış olur. Bu hikâye yormaz; yaralar. Bu kitap herkese aynı şekilde işlemez. Bazıları için “hikâye”dir, bazıları için hatırlatma. Özellikle hayatında yalnız kalmış, sevilmediğini hissetmiş, çocuklarından uzak düşmüş ya da yaş aldıkça görünmezleşmiş insanlar için bu roman bir okuma deneyimi değil, yüzleşmedir. Kitap yaraya parmak basmaz; parmağı yaranın içinde gezdirir. “Bildiğim tek şey, bu sahnelerin benim çocuk kalbime ağır geldiği… Bir çocuğun kaldıramayacağı şeyler bunlar. Hele ki ekranda gördüğü kendi hikâyesiyse.” Bu cümle kitabın ruhunu özetler: Bu roman, geçmişin seyredilebilir bir şey olmadığını fısıldar. Bazı hayatlar izlenmez, taşınır. Ve insan kendi hikâyesini okuduğunda okur olmaktan çıkar; tanık olur. Travmalarına tanık olur. Eğer bir okur bu romanda kendini görüyorsa, okuduğu şey artık edebiyat değil, hafızadır. Ve hafıza her zaman ağırdır. Bu roman, anlaşılamamanın romanıdır. İnsan bazen yalnız kaldığı için değil, yanında biri varken anlaşılmadığı için çöker. Bu kitap bu yüzden “duygusal” değil, psikolojiktir. Sevgi anlatmaz. Temas anlatır. Eksik teması.
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,6bin okunma
··
14 +1'leme
·
18,7bin Gösterim
19 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
İncelemenizin tamamı çok etkileyiciydi. “Eğer bir okur bu romanda kendini görüyorsa, okuduğu şey artık edebiyat değil, hafızadır. Ve hafıza her zaman ağırdır.” Bu cümlenizi kaç defa okudum inanın saymadım. Farkında mısınız bilmiyorum, ama pek çok okur için o satırlar omuz mahiyetinde, en azından ben bu şekilde hissettim. Taşınan yükün artık yalnızca kişiye ait olmadığını, paylaşılabileceğini gösteren bir ‘omuz’ niteliği taşıyor. Çok etkilendim... Kitabı henüz okumadım, açıkçası okumayı da düşünmemiştim. Ancak sizin o satırlanızdan sonra kendime bir şans vermek ve o ağır hafızaya edebiyat penceresinden bir kez daha bakmak istedim. Kaleminize sağlık bu yazı da en az kitabın kendisi kadar, belki de kitaptan daha dokunaklı geldi...
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
✯Bellisperennis✯ zaten burada olmamızın sebebi de biraz bu değil mi… Birbirini anlayan, anlamak isteyen okurlara denk gelmek. En güzeli de bu bence. Bu güzel sözlerin için çok teşekkür ederim😊🙏. Okumayı böyle karşılıklı duygularla, hissederek paylaşmak gerçekten en kıymetlisi.
Nasıl dokunaklı bir inceleme, kitabi okumadan icime işledi🥹emwgine,yüregine saglık Alper Turgay Ha bu arada yazmayı deniyorsunuz umarım ❤️👏🎈📚🥴
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Kitap çok dokunaklıydı içime işledi, okursanız inanın daha çok dokunacak. Yazabildiğim kadarı ile yazıyorum 😊.
Çok aydınlatıcı bir inceleme olmuş farklı bir pencereden baktım sayenizde kitaba ama bıraktığı duygu aynı kaleminize sağlık 🙏
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim ☺️ 🙏. Bir an yanılgıya düşmedim değil bir tek ben mi bu duygu durumuna girdim diye ama yalnız değilmişim.
Kitabın duygu yoğunluğunu çooook güzel anlatmışsınız, kaleminize sağlık👏👏Aynı hislerle okumuşuz, bazı bölümleri boğazım düğümlenerek okudum. Selime Teyze yüreğimin bir köşesinde hep olacak..💔✨
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
☆ Kitaplarla yolculuk ☆ Şermin Yaşar yazsın biz okuyalım, kesinlikle katılıyorum. Tekrardan teşekkür ediyorum 😊🙏.
Nasıl güzel bir incelemedir, gerçekten emeğinize sağlık. Güzel bir bekleyiş oldu benim için... Fazlasıyla yaşattı diyebilirim. Etkilenmemek mümkün değil. Mutlaka okuduğum kitaplar arasında yer almalı. En kısa sürede 🙏🏻 👏🏻👏🏻👏🏻
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim, gerçekten kalbime dokundu yazdıklarınız 🌿 “Bekleyiş” derken incelemeyi kastetmeniz ayrıca tebessüm ettirdi😊. “Fazlasıyla yaşattı” demeniz ise bir okur olarak alabileceğim en kıymetli şey… Demek ki kelimelerim size sadece bir kitabı değil, onun duygusunu da geçirebilmiş. Umarım okuduğunuzda kitap da sizi aynı yerden yakalar ve içinizde güzel izler bırakır 🙏🏻
Reklam
Yorumunuz öyle muhteşemdi ki, kitabı okuduktan sonra döktüğüm gözyaşını yorumunuzu okuduktan sonra da döktüm. Bu roman, beni kollarımdan tutup sarstı, sanki Selime teyze ile oturdum, Meltem’in yarasını gördüm. Elinize ve yorumunuza sağlık👏🏻
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Ne güzel anlatmışsınız… Çok teşekkür ederim.🙏 Kitap sizi o kadar derinden yakalamış ki, satırlarımın da o duyguyu biraz olsun taşıyabilmesi benim için çok kıymetli. Selime Teyze’nin yalnızlığına ve Meltem’in yarasına birlikte dokunabilmek… sanırım bu kitabın en sarsıcı tarafı. İyi ki paylaştınız. 🌿
Kitap çok etkileyici ama incelemenizde bir okadar dokunaklı .
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim🙏. Kitabın dokunuşu sizde bir karşılık bulduysa ve bu inceleme o duyguyu biraz olsun taşıyabildiyse, benim için gerçekten çok kıymetli😊.