"Okuduğun İnce Memed olunca"
10/10
·438 syf.··
2025 26. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2025 22:17
Yetiştiği yer şekillendirir insanı. Yediği ekmek, içtiği su, toprağı, taşı... Ama sadece bunlar mıdır insana şekil veren? Aynı topraksa sahi üstüne bastıkları, aynı çakırdikeniyse bacaklarını çizen; Dikenlidüzü insanın kaçının yüreği İnce Memed gibi kor kor yanar? Yahut şöyle mi sormak gerekir "Yüreği kor kor yanan kaç Dikenlidüzü insanı, İnce Memed gibi kendisine dayatılan düzene hayatı pahasına karşı gelir?" Babasını çok küçükken kaybetmişti İnce Memed bir gariban anası vardı bir de tek göz evleri. Tüm köy halkı gibi Abdi Ağa'nın zulmü altında yaşardı onlar da. Gavur Abdi, 5 köyün ağası ve her şeyin sahibi. Dünyadan izole yaşayan Dikenlidüzü insanının kanun koyucusu. Köylünün kendi emeğiyle kazandığının üstüne çökerdi, çökerdi de hiç mi içine işlemezdi köylünün? İşlerdi tabi ya! Ama elden ne gelir? Öyle gelmiş öyle de geçer. Abdi Ağa'nın öncesine hatta onun da öncesine dayanırdı ezilmişlikleri. İşte İnce Memed'in de içine işlerdi Abdi Ağa'nın yaptıkları. Zulmüne öylesine doldu ki daha küçücük bir çocukken anasını,toprağını her şeyini ardında bırakarak başka bir köye kaçtı. Gavur Abdiler olduğu kadar Süleyman Emmiler de vardır dünyada. İşte böyle korunmasız küçücük bir çocuğa, sorgusuz sualsiz evini,yuvasını, yüreğini açtı Süleyman Emmi. İnce Memed, kendisini kurtarmıştır kurtarmasına ama gariban anası hiç çıkmaz aklından. Gün geçtikçe daha da içine kapanan Memed sonunda köyüne, Değirmenoluk'a geri döner. Dönüşüyle beraber Abdi Ağa'nın zulmü daha da şiddetlenir. Öyle ya küçücük, çelimsiz bir çocuğun kendisine karşı koyması ,alıp başını gitmesi gururunu zedeler. İşte tüm bu zulme, haksızlığa karşın yerleşir o ince pırıltı İnce Memed'in gözlerine. Şöyle betimler yazar bu ışığı: "Bütün canı, hayatiyeti, kini, sevgisi, korkusu, gücü, kocaman gözlerine toplanmış. Gözlerinde arada bir, iğne ucu gibi bir pırıltı yanar söner. Keskin, batan bir pırıltıdır bu! Bu pırıltıdan korkulur. Korkunçtur. Parçalamaya, atılmaya hazırlanmış kaplanın gözlerinde de aynı pırıltı yanar söner muhakkak. Bu nereden gelir? Belki yaratılıştadır. En doğrusu çekilen işkencede, dertde, beladadır. Memed'in gözlerine bu pırıltı, son bir yıl içinde gelip yerleşmiştir. Ondan önce Memed'in çocuk gözleri bir hayranlık, bir sevinç içinde parlardı." İşte bu pırıltı ömrü boyunca her haksızlığa şahit olduğunda yanar yanar söner Memed'in gözlerinde. İnce Memed çakırdikenlerin arasında bacakları parçalana parçalana sürdü toprağı. Güneş kavurdu yüzünü, bir meşe gibi boy atamadan bir meşe gibi toprağa sıkı sıkıya bağlı büyüdü. Her yanı sert ve keskin şekillendi. Yalnız dudakları çocuk dudağı gibi kaldı, sanki hep bir gülümseme durur gibi... Yetiştiği yer şekillendirir insanın adımını dahi: "Sarp yerlerin insanları adım atarken ayaklarını havaya fazla kaldırırlar. Dizleri hizasına kadar. Sonra ihtiyatlı, korka korka indirirler. Buna alışmışlardır. Halbuki, ova insanları tam aksinedir. Ayaklarını yerde sürürcesine giderler. Böyle büyüdü işte İnce Memed. Sonra bir gün tekrar ayrıldı köyünden. Bu sefer kaçtığı için değil de o ünlü Çukurova'yı görmek için. İşte dünyanın ne kadar büyük ve Abdi Ağanın ne kadar küçük olduğunu o zaman anladı. Kendisini de insan saymaya başlamıştı "Abdi Ağa da insan,biz de..." Ömrü boyunca Değirmenoluk'ta yaşamıştı, ömrü boyunca her şeyin sahibi Abdi Ağa idi; tarlalar,evler,hayvanlar... Ama geldiği bu yer,Çukurova çok farklıydı. Burada herkes kendinin ağasıydı. Peki ya bitti mi? Daha Maraş vardı,Konya İstanbul,Şam... kocaman bir dünya uzanıyordu dışarıda. Değirmenoluk'tan,Dikenlidüzü'nden ve Abdi Ağa'dan ibaret küçücük dünyası bir anda yerle bir olmuştu. İşte o pırıltı tekrar yerleşti gözlerine. Bu sefer daha umutlu ama yıllardır kandırılmanın öfkesiyle. Belki de Abdi Ağa bu yüzden izole etmişti Dikenlidüzü halkını, gerçek dünyayı görmek demek bu pırıltının binlercesine yayılması demekti. "Dünkü çarşı, dünkü kasaba, dünkü dünya, bugün Memed'in gözünde bambaşkaydı. Bugün ayaklarındaki, yüreğindeki bağ çözülmüştü. Kendisini hür, geniş hissediyordu, uçacak gibi hafiflemişti." Hatice vardı bir de, birlikte büyüdüğü Hatice,sürmeli gözlü Hatice... Çocukluktan farklıydı onlar, kendilerine ait bir dünyaları vardı. Büyüdüler de gün geçtikçe sevdaları da büyüdü. Dillere destan bir sevda oldu,türkü oldu dilden dile aktı,nakış oldu renk renk... Ama büyük sevdaların imkansızlığı da büyüktür. Öyle ki Abdi Ağa'nın yeğeniyle nişanladılar Hatice'yi. Tüm köyün derdi olmuştu bu sevdalı gençler ama elden ne gelir... Sevdalarını yaşamak için kaçmaya karar verdiler ve tüm ahali derin rüyalarda yüzerken Memed kaçırdı Hatice'yi. Abdi Ağa öfkeden köpürmüştü, ondan habersiz köyde kuş uçamazdı bir de üstüne gelinini kaçırmıştı bu öksüz çocuk. Hemen peşine düştüler sevdalıların. O gün döktü ilk kanını İnce Memed ve tekrar şekillendi yazgısı. 2 el abdi ağaya 3 el de yeğenine ateş etti. Yeğen oracıkta öldü ama Abdi Ağa kurtulmuştu tabi bunu bilmiyordu Memed. Olayın ardından ayrılmak zorunda kaldı sevdalılar, Hatice Abdi Ağa'nın onu mapusa göndereceğinden habersiz köyüne geri döndü Memed ise tıpkı küçük bir çocukken sığındığı gibi tekrar Süleyman Emmi'nin yanına sığındı. Ve yeni bir sayfası açıldı hayatının, eşkıya olacaktı. Bir başkaldırının hikayesi İnce Memed. Ağaların kurduğu, köylünün ezilmeye devam ettiği bir döngünün kırılmasının öyküsü. Ve bunu anlatırken dili öylesine güzel,öylesine zengin kullanıyor ki yazar, okurken kendinizi bazen çakırdikenlerinin arasında bacaklarınız çizilmiş , bazen Çukurova'da kasabada dolaşırken bazen de dağlarda kayalıklarda çıkan mor çiçeğin kokusunu alırken buluyorsunuz. Bu kadar zengin betimlemeler,bu denli harika cümleler okuyucuda bir başyapıt okuduğu izlenimi uyandırıyor! Yaşar Kemal'i ana dilimde okuyup anladığım için o kadar şanslı hissettim ki! Bir de hepsinin ayrı bir öyküsü, ayrı bir önemi olan birçok karakter var. O kadar zengin bir karakter listesi var ki! Hürü Ana var mesela; cesur,hakkı peşinde koşan, yaşından öte kor kor yanan bir yüreğe sahip Hürü Ana. yediği darbeden tekrar ayağa kalkıp da tarlalarda,sokaklarda dolaşıp köylüsünün malını Abdi Ağa'ya vermemesi için ikna eden ve devam ettikçe daha da gençleşen, İnce Memed'in en büyük destekçisi olan Hürü Ana. Ağzı bir hayli bozuk ama Çukurova'da gün batımını, sarı ışığın dağ ağaçlarına vurmasını seven Recep Çavuş, Memed'in can dostu Cabbar, Hasan Onbaşı, iz peşinde kendinden geçen her şeyi başlatan ama pişman olup İnce Memed'in en güvendiklerinden olan Topal Ali ve daha niceleri var. Bir sayfada eşkıya olmuş İnce Memed'in,Cabbar'ın Deli Durdu'nun baskınlarını, çatışmalarını dağlarda yaşantılarını okurken; diğer sayfada Memed'inden haber bekleyen, 4 duvar arasında mapus Hatice'nin ve bir başına ne zorluklarla büyüttüğü biricik oğlunu yitiren ela gözlü Iraz'ın dostluğunu ve ikisini birleştiren Memed'in hayalini okuyoruz. O zamanların Çukurovasının tarihini 90'ınını geçkin Koca İsmail'den dinliyoruz.Osmanlı zamanlarını, İskan politikasını, kurtuluş savaşını ve yeni kurulan cumhuriyet yıllarını. Yeni bir devletin her yere yetememesini, ağaların gücünü daha da arttırmasını, eşkıyalara halkı kırdırmasını güç savaşlarını... "İnce Memed'in dağa çıkısı ağaların çıkarları uğruna dağlarda eşkıyaların birbirlerini yedikleri,Çukurova'da toprağı zorla elinden alınmış köylülerin inim inim inledikleri zamana rastlar." Kitabın sonlarına doğru cesareti ve kahramanlığıyla atıldığı tehlikeler sonrası "İnce Memed" adı adeta bir efsaneye dönüşüyor. Ağalar korku içinde köylü ise hiç olmadığı kadar umutlu. Çünkü köylünün arkasında ince memed var artık! Bazen nefesimi tutup sonraki sayfaya geçmeye korktum,bazen Koca Ahmet gibi "Şahinim İnce Memedim!" diye diye coştum, bazen onlarla beraber güldüm bazen de üzüntüden yüreğim ağırlaştı. Kitabı bitirdiğimde tüm bu duyguların yükünün altındaydım bu da yazarın ne kadar iyi bir iş çıkardığını gösteriyor. Bu kadar geç okuduğum için her ne kadar kendime kızsam da belki de bu harika bitabın anlattıklarını iyice sindirebilmek adına tam da bu yaşımda okumalıydım. İnce Memed 1 Yaşar Kemal "Sendeki sen, sana soru sorunca Ortaçağı, Galile'yi bilince Okuduğun İnce Memed olunca Yaşlı gözlerle bana gelip, sakın üzülme yavrum Böyle büyür insanlar; ağlamak çare değil Zaman değirmenini durdurmak kolay değil" Fikret Kızılok- ama babacığım
Edebiyat
İnce Memed 1Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202374,4bin okunma
·
142 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.