Delifişek, Şeker Portakalı serisinin üçüncü kitabı olarak, Zezé’nin çocukluktan delikanlılığa geçiş dönemine odaklanıyor. Bu kitapta, Zezé’yi artık daha büyümüş, hayatla ve kendi iç dünyasıyla daha yoğun bir hesaplaşma içinde görüyoruz. Gittiği okullarda zeki bir öğrenci olarak tanınsa da, duygusal ve kendine buyruk davranışları onun tıp fakültesi ikinci sınıftan ayrılmasına kadar varan önemli kararlarında etkili olur. Zezé, doktorluğun kendisine göre olmadığını fark ederek kendi sınırlarını keşfetmeye çalışır; düşüncelerini ve duygularını ise çoğu zaman denize açılarak sakinleştirmeyi başarır.
Gençlik yıllarının getirdiği aşk ve tutku arayışları çevresi tarafından hoş karşılanmasa da, Zezé her zamanki gibi kendi bildiğini okumaya devam eder. Toplumun yanlış gördüğü davranışlarının ardında, insanın içindeki “kendini bulma” çabasının kimi zaman zorluklarla ve hatalarla şekillendiği gerçeği vardır.
Edebi değer bakımından, Şeker Portakalı nasıl bir başyapıt niteliğindeyse, Delifişek daha çok bir “ek içerik” hissi uyandırıyor. Ana oyuna gelen küçük bir eklenti gibi: Aynı dünyanın içinde geçen, merak gideren, okuması keyifli ama çok derinlikli olmayan bir anlatı. Yine de Zezé’nin büyüme sürecine tanıklık etmek, onun iç çatışmalarını görmek ve duygusal dünyasına yeniden dokunmak kitabı kesinlikle okunmaya değer kılıyor.
Ben kitabı severek okudum; elime başka eserleri geçse onları da okumaktan keyif duyacağım. Delifişek, seriyi sevenler için hoş bir tamamlayıcı nitelikte. Tavsiye ederim.
DelifişekJosé Mauro de Vasconcelos