Franz Kafka’nın babası Hermann Kafka’ya Kasım 1919’da yazmış olduğu, ancak babasına hiçbir zaman ulaşmamış olan mektubu.
Ataerkil Yahudi orta sınıfına mensup bir ailede dünyaya gelen Kafka, babasının işlerini devralmasını beklediği için üzerinde oldukça büyük bir baskı hisseden bir birey olarak, babasıyla yaşadığı çatışmaların bünyesinde yarattığı tahribatı mümkün mertebe onu kırmadan, anlayış göstererek açıklamaya çalışmaktadır. Özellikle de evlenememesinin birincil nedeni olarak yetiştirilme tarzını gören Kafka, babasından hissettiği korkunun (her ne kadar fiziksel şiddete maruz kalmamış olsa da) ileriki yaşantısında karakterini ve psikolojisini ne derece olumsuz etkilediğini anlatmaktadır.
“Babaya Mektup”u bitiren her erkeğin, babasıyla olan ilişkisine dair çeşitli benzerlikler bulacağını düşünüyorum.
Ayrıca mektubu okurken, Okan Yalabık’ın Muhteşem Yüzyıl’da seslendirdiği şu dizeler zihnimde canlandı:
“Herkes sonunda olmaktan korktuğu insana dönüşür. Her erkek evlat içinde babasını taşır, her baba da evladını.”